Sen Rüzgârsın ben yaprağım
Bas üstüme geç toprağım
Sen yok isen ben yastayım
Götür beni al canına
Sen gülensin ben ağlayan
Gelme sakın bıraktığın yerlere
Orada gazeller toprak oluyor
kinini akıtıp gittiğin yerde
Orada ağaçlar güller ağlıyor
silkindi yalnızlık attı kendini
Bel bağlama el sözüne inanıp
El dediğin elin tutar gün gelir
Garip gördün diye kula horlanıp
Kul kapısın çalar kullar gün gelir
Yara sayıp her derdini söyleme
Hadi git
Sen de durma buralarda
Gitme vakti
Mevsim sonbaharsa
Usulca git
Canımı acıtmadan
Hayat yine aynı döngü içinde
Sen Kabil’i dışarıda arama
Yamak bulmuş bir de almış yanına
İmtihanı başka yerde arama
Gözün diker her nimete dik dalar
İlk yaprak düştüğünde
Başlıyor bende
Hüzün gemileri demir atmaya
Sokaklar sessiz
Sokaklar kimsesiz
Bir rüzgâr esecek serin mi serin
Bu gün sonbaharı hissediyorum
Dökülen yapraklar savruluyorlar
Ömrümden azalan günlerim gibi
Koşarak benden kayboluyorlar
Rüzgarın kokusu hüzne çalıyor
İsterse yaklaşır derdini sorar
Sorarken de sen de bir açık arar
Gönlü olur ise ucundan tutar
İnsanın mayası çiğ süt galiba
Selam verirken bile çıkar peşinde
Gülme gözlerinle terk edeceksen
Bana ümit verip sevdaya koyma
Gün gelip adımı unutacaksan
Beni ateşlerde yanmaya salma
Pencere önünde yoluma bakma
İstemem sevgini istemem seni
Bırak kaşın gözün seninle dursun
İstemem bu ömrü ziyan etmeyi
Bırak hatıralar yerinde dursun
İstemem seni düşünüp durmak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!