Haddini bilen kadını sevmek zordur.Ne kadar yiğit olursan ol,bambaşka bir yürek ister böyle kadını sevmek.Çünkü haddini bilen kadın hangi taşı sıksa suyunu çıkarır,kimseye eyvallahı olmaz.
Sevdanın,acının,ihtirasın ,tutkunun en dibini de en yücesini de görmüş kadındır haddini bilen kadın. Böyle bir kadını elinde tutacak duyguya sahip olmak lazım.Kandıramazsın,aldatamazsın,seviyormuş gibi yapamazsın,çünkü afili sözlere kanmaz.Yalanını ayağına dolaştırır,daha sen kapıdan çıkmadan nereye gideceğini,ne yapacağını anlar, bir adım sonrasını bilir.
Böyle bir kadın kendi istemediği sürece başını önüne eğdirip, susturup, laf dinletemezsin. Senin haberin bile olmadan açığını, eksiğini bilir ve suratına suratına çarpar isterse. Zordur haddini bilen kadınla geçinmek, bir kere kavanoz kapağını açmak için sana ihtiyaç duymaz,gerekirse kırar o kavanozu ama sana açman için ağız eğmez.Trafikte sıkıştırmaya çalışan maganda şöförleri görünce eli ayağı bir birine dolaşmaz, arabayı üzerine üzerine sürer.
Düzgün olur böyle kadınlar,yapmacık davranmaz, koluna yakışanı takar,yanına yakışanla gezer.Son derece kibardır,alçak gönüllüdür ama gerektiğinde diline en okkalı küfürü de yerleştirir ama asla avama kaçmaz.
Gerektiğinde çeker şalvarını hamurunu da yoğurur,kazma küreği alır tarlada da çalışır,kimseye boyun eğmez. Gerektiğinde makyajını yapar, en şık şekilde giyinir. Sokakta yürürken dik yürür, öyle dümdüz,Sağa sola yalpa yapmadan,kalça kıvırmadan. Kaldırım taşlarının göbeğini sökercesine ,sokakların ciğerine basarcasına gider.Kimseye yanına yanaşma cesareti vermez.
Seveceksen haddini bilen kadını seveceksin.Zor olacak ama,adam olduğunun farkına varacaksın.
Kurşunlar yesem de yıkılmazdım
Gözlerin gözlerime değmeseydi,
Bezdiremezdi beni hiç kimse bu hayattan
Gidip hasretini bağrıma işlemeseydin,
Titremezdi dudaklarım ismini anmanın haricinde,
Yaş dökülmezdi gözlerimden
Sen şimdi orada gönlünü buraya meylettirsen
Ekin bitmez tarlalardan bereket fışkırır
Membası kurumuş pınarlar akmaya başlar
Nehirler dans eder kıyısı kurumuş dağ eteklerinde
Kurumuş ağaçlar yeşerir,çiçeğe durur.
Kelebeklerin ömrü uzar,arılar ismini yazar peteklerde.
Dört kitap şahittir yanışlarıma,
Yalvarırım sevgilim…
Kal… Kal Allah aşkına…
Seven yüreğimin tek varlığısın.
Ömrümün baharı, yedi iklimim.
( Deneme)
Bir gün çıkıp gideceğin hiç aklıma gelmezdi,şimdi yokluğunu yaşıyorum.Belki de bir çok şeyi yokluğunda arıyorum.Varken umursamadıklarım yokken aklımdan çıkmıyor.Yani acının tam ortasındayım.
Kavga edecek kadar bile yakın olmayışımızı bilirim.Bilmiyorum, adımı bir yerlerde gördüğünde yüreğinde neler hissediyorsun ?
Beni soracak olursan..! Tükenmiş biriyim işte..Artık yokluğunla savaşacak gücüm de yok,vurduğun yerden ölürüm...
( Deneme )
Adı hasret olan bir denizde yalnızlık gemisinin rotasız kaptanıyım ,yönü belli olmayan akıntılara sürükleniyorum. Yol biter mi , biterse nerede nasıl bitecek hiçbir fikrim yok. Bir yanda yüzümde uzayıp giden hüzün, bir yanda kalbimin eşiğinden ayrılmayan yalnızlık. Üstelik gözlerime yaslanan bir de yorgunluk var. Gökyüzünde akıp giden bulutlara çentik atarak saniye saniye akıyorum gizlere. Dibi görünmeyen karanlık sularla dertleşiyorum, üstelik bir de balıklar var , sır alıp uzaklaşan. Güverteme konmuyor martılar, epey yol almışım anlaşılan.
Yağmur acılarıma umarsız çiseliyor, yüzümdeki buzdağı efkâr alıp başını gidiyor uzaklara. Kim bilir hangi karanlık gecenin uçsuz diyarından alıp getiriyor yüreğime gömdüğüm çığlıklarımı ? Kulaklarımda rüzgârın rüzgâra hicran dokuduğu ıslıklar çınlıyor ; uzak diyarlardan alıp kurşun gibi yüreğime gömüyor ismini her solukta. Gözlerimde kanıyorsun , maviliğini yitirmiş gökyüzüne açtığım ellerimin arasından kayıp gidiyorsun , gövdesi çökmüş güverteme yığılıp kalıyor bedenim. Sensizliğin yüreğimde açtığı uçurumlar sisleri kanatıyor hayatımda her sabah. Daha ne zamana kadar taşır yüreğim bunca ağrıyı bilemiyorum. Sanki bütün acılar acılarıma göç ediyor. Özlem duvarları örülüyor dört yanıma, hangi yöne dönsem bir sensizlik dikiliyor karşıma . Seslensem , dudaklarımdaki sözcükler sancı oluyor,kuş dalgaları havalanıyor karşı yamaçlarda. Bir dağın ıssızlığı görünüyor ufukta, paylaşır mı dersin acılarımı ? Yalnızlığımı misafir eder mi ? Gidip sığınsam koynuna , okşar mı saçlarımı ? Duyarsız kalır mı özlemlerime ?
Bütün ağaçları kesilmiş, yeşili tırpanlanmış bir bahçe gibiyim .İçimde bir korku, bir tereddüt titriyor gözlerimde. Dudaklarım acı tebessümler bırakıyor maviliği gün yüzüne vurmuş sulara. Issız bir yamaca bırakmak istiyorum yorgun cüssemi.Kim bilir kaç acıyı sinesine sakladı topraklar ? Benim de acılarımı kaldırabilir mi , dalları kurumuş ağaçlara ev sahipliği yapan çoraklaşmış toprak eskisi ? Gözlerime yağan yağmurlar can verse , yeşile boyansa da gözlerini uzun uzun seyretsem dağ başında. Belki menekşeler, yediverenler de filizlenir yükselince güneş dağın ensesinden ..! Kim bilir belki hayalin dikilir karşıma, gurbet türküleri dökülür alev ateş dudaklarından, ıslak kirpiklerine yaslarım asrın yorgunluğunu üzerinde taşıyan yanaklarımı. Senden sonra kimsesiz bir çığlık oldu ömrüm, taş yığınlarının altında yankılandı sesim. İçimin feryadını benden başka duyan olmadı. Belki hüzünlerim gecelerine hicran kattı, sen hissettin acılarımı. Ne zaman adını fısıldasa yankılar , içimde bir hoşluk başımı döndürdü. Baştan sona yangınlardan kül olmuş kentleri yeniden inşa ettim.
Ah sevdam, duyarlı yanım, kirpiklerime gömdüğüm hülyam ! Hayat neden bu kadar acımasız oldu senden sonra ? Neden etrafımdaki insanlar sorgu dolu bakışlarını çekmiyor üzerimden ? Bu kadar mı çırılçıplak bıraktın beni ? Her gece uykuya yatan bu kederli dağ bile, hasretinin gözlerimde çağlayan uğultusuna uyandı. Ay bulutların arkasından sıyrıldı, yıldızlar akıp gidiyor gökyüzünde vurulmuş kuşların kanatlarında. Solgun kakülleri toprağın karnına sarılmış çiçeklere bırakıyorum duygularımı. Hangi yol umuda taşıyacak kahır yüklü yüreğimi ? Ya da hangi yolun yorgunluğu anlayacak halimi ? Bu dalga dalga havalanan kaçıncı göçün kuşları? Hangi göçün sonunda geleceksin ? Hangi baharın koynunda yeşereceksin ? Yoksa ben yine karanlık sularda , hasret gemisinin rotasız kaptanı olarak yönü ve akibeti belli olmayan bir buzdağı çölünde mi ruhumu kanatlandıracağım ?
Senin verdiğin acıları
diğerlerinin vereceği mutluluğa tercih etmedim ;
demet demet sunulan güllere arkamı dönüp ,
dikenlerini sevdim.
Aldırmadım kınayanlara ,
hem kim bilebilir içimdeki sevdayı..!?
Sen varken hayatıma anlam katan renkler
O gün bu gündür bütün karanlıkları giydirdi sırtıma.
Gittiğinden beri her yer karanlık
Güneşin rengini unuttum,
Gecenin karanlığına mahkum olduğumdan beri.
Sevmiyorum artık yağan yağmuru pencereden seyretmeyi
Yine sensizliğin mevsimindeyim,
Hüzün egemenliğini ilan etmiş geceye.
En matemli yenilgilerimi toparlıyorum,
Biraz daha sen akıtıyorum gözlerimden.
Yüreğim buruk, kaskatı kesilmiş suratım.
Dokunsalar hıçkıra hıçkıra ağlayacağım seni.
Ciğeri beş para etmez yüreksiz sevdam
Sanadır bu satırlar
İster beddua say,istersen kulağına küpe nasihat
O tarafı seni bağlar
Bir gün karşına biri çıkacak,yüreğinin akışına mani olamayacaksın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!