Eğer bir gün duyarsan nasipten öte bir hayatın varolduğunu,beni hatırla.İmkansızlıklar içinde imkanların da soyutlanarak gün yüzüne nasıl çıktığını görürsün.Güneşin her sabah aynı ısıyla yer yüzüne yansımadığını daha iyi anlarsın.Tan yeri ağarınca bir tek bülbüller açtığını göremediği gülün ardından feryat etmez.Seven yürekler de gözlerini kamaştıran ışığa baktığında içine bir başka akar her güneş doğduğunda.Bunu yaşamadan bilemezsin ama, öğreneceksin biliyorum.
Bir erkeğin en çaresiz anıdır gözlerinden dökülenler.İçine sığdıramamıştır özlemini,hasretini.Yüreğinde depreşen duyguların dile gelemediği andır kirpiklerden yanaklara süzülenler.Biriken öfkelerdir yağmura nispet edip rüzgara karışanlar.Bağrını dayasaydın esen yönüme,görürdün gözlerimin aynasından yansıyan seni.Sen de seni severdin,özlerdin ama öfke de duyardın.dokunsan hayallerime uçsuz bucaksız çöllerde inşa ettiğim bahçelerde dolaşırdın ömrünce.Bir bedevinin çatlamış dudaklarında,yanan gözlerinde,kavrulan yanaklarında ve bulgur bulgur dökülen terinde umutlanamadığı yerden koparıp aldım gerçekleri.Kimsesizlik değil,topraksızlık ta değil,bu düpedüz bir hayattı.İki kişilik ve iki kişinin beraberinde sürüklediği milyonlarca hayat.İçinde korkunun barınmadığı,ümitlerin,heveslerin diri kaldığı bir hayat.
Ne zaman unutursam gözlerinin içini ve ne zaman duyarsız kalırsam acılarına bir karıncanın su içtiği yerden vur beni.Hayallerimin kırıldığı yerden alıp bir serçenin gözyaşında boğ gitsin beni.Kırılırsam sana,bir an huysuzlaşırsam ve bir an tereddüt edersem gözlerine bakmaktan,yüreğine akmaktan,bu canın hayrını akbabaların boynuna bırakayım.Aç bir kurdun çetin bir kış ortasında aç kalmış haline bırakayım bu bedeni.Ya da sen al dipsiz bir uçurumdan sal gitsin,dönüp ardına bile bakma.Bir an ah edersem, feryat edersem namerdim.
Seni seviyorum,bir annenin emzirdiği çocuğuna merhameti gibi sığındım yamacına.Al sar beni en huysuz yanına,en kırılgan duygularınla kundakla acılarımı.Hançerler delip göğsümü akıtsın cenabet eşkiyaların ayaklarının altına.Yemin ederim kırılmam sana.
Ben tadını iyi bilirim ayrılıkların,özlemlerin.Özleyip te ulaşamamanın.ulaşıp ta dokunamamanın verdiği boşluğu bacımın mezarı başında öğrendim.Bir de uzansam dokunacağımı sandığım,seslensem duyacağını sandığım,ağlasam göreceğini sandığım senden öğrendim her istediğimin olmayacağını.Yüreğimin kanayan anlarını biliyorsun.Ağladığım köşeleri,içimi döktüğüm kaldırımları ve feryadımı gizlediğim barakaları biliyorsun.en çok ta ne zaman özlemlerimin boyumu aşıp beni boğduğunu biliyorsun.Hayata tutunduğum yerden alıp koparıyorsun ellerimi.Önce hiç kimsenin bilemediği yaralarımı sarıyorsun ve sonra hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun.Sen de biliyorsun ki,bana en çok sen iyi geliyorsun.Senden başkası hiç olmadı ve hiç bir zaman da olmayacak.Hayatımda en çok sana kırıldım,en çok sana öfkelendim.Bir çıkıp gelseydin belki bu kadar kanamazdı içim, aradaki mesafelere kızmazdım bu kadar.Ben seni beklerken hiç yorulmadım,her gün ayrı bir özlemle bekledim yollarını.Geleceğini bilmek beklemenin kutsallaştığı,anlam taşıdığı andır.Bunu sen bilemezsin.Kaç bardak avuçlarımın arasında parçalandı,kaç cam kesiği var gözlerimde bilemezsin.Sen gün batımında yakalayamadığım,tutamadığım kayıpların içinde olduğunu bilsen,kaybettirdiğin günlere lanet ederdin.Oysa ben o günleri de çok seviyorum.Hepsinde sen varsın,hepsinde.Senin içinde olmadığın ne günüm var,ne gecem.Hiç bir sofraya sensiz oturmadım ve hiç bir sigaramı içtikten sonra yere atmadım,avuçlarımda söndürdüm.Kimseye de susamadım seni özlediğimi.Biliyorum kızdığını,gizli saklı kalması gerekenleri ayyuka çıkardığım için.Ama ben hiç bir zaman utanmadan anlattım.bilsinler herkes sana olan özlemim,sensiz geçen anlarda nasıl öfke saçtığımı.Ayıplasınlar beni umurumda değil.Yeter ki sen içime sığmayıp kirpiklerimden dökülenlere avuçlarını yumma…..
Yokluğu kanatıyor yüreğimi
Hüzün yağmurları boşalıyor üzerime
Gam kasavet rüzgarlarının acı acı ıslık çaldığı
Suların buz kestiği yerdeyim
Gündüzler acımasız
Geceler ayaz
Çaldığın yıllarımın hesabı çok ağır
Böyle ağlayıp sızlamakla ödeyemezsin
Sanmıştım ki yaptıklarından utanır da
Bir daha geri dönemezsin
Hayret,yıllar sonra yine karşımdasın
Hele şu çalımına bak
(Deneme)
Sensiz bir geceyi daha geride bırakıyorum.Ay canıma batıyor,yıldızlar gözlerime çakılıyor,bu gece de uyku haram.Ellerimi yüzüme kapadım,dizlerimin üstüne çöküp duvara yaslandım.Odam ağladı,perdeler ağladı,gece ağladı halime.Karanlık loş sokaklarda kimsesizlik egemenliğini ilan etmiş,sanki bütün şehir yokluğuna boğulmuş.
Oturdum penceremin dibine,bir müddet boş bakışlarla izledim gecenin ahengini.Karanlığın rengi donuk,anlamsız ve duygusuz akıp gidiyor zaman.Hasretin tavan yaptı yine,yüreğim sıkıştı,nefesim ağır geldi bana.Bir bekleyiş bu kadar mı yorar adamı,bu kadar mı boynunu büker? Ben hayatımda hiçbir şeyi bu kadar beklemedim.Yıllardır ısrarcı olduğumu bilmem.İlk kez bir şeyi çok istiyorum,ilk kez sahiplenmek istiyorum.Bir amaç uğruna ölüme gidenleri ilk kez anlıyorum.Eskiden böyle değildim,ne zaman zora geldim,hemen vazgeçtim. Emek verdiğim bir çok şeyi sırf bu yüzden yarım bıraktım.Bir pire yüzünden yorgan yakmışlığım çoktur,sayısız liman yakmışlığım da doğrudur.Boş vermişliğim,isyankâr olduğum da doğrudur.Ama bu kez başka.Ne Eyüp’ün sabrı,ne Yakup’un hasreti,ne İbrahim’in tevekkülü … Hiç bir yürek yanmadı yüreğim kadar.Hiç bir gece karanlık olmadı umudum kadar.Bıçak sırtı acılar önümde dizi,dikenli yollar çıplak ayaklarımla sarmaş dolaş.Farkında mısın bilemiyorum,içine doğuyor mu uğruna çektiklerim bilemiyorum.Sen hayatımda yokken günler nasıl geçmiş,nasıl bu yaşa kadar gelmişim, hangi amaca yürümüşüm anlam veremiyorum.Sen ki yaşama sebebim,savaşma sebebim,bu mesafeleri ne zaman bitireceksin? Ne zaman birleşecek ellerimiz? Biliyorum ki istesen gelirsin,ekin bitmez topraklarıma can verirsin.Sudan sebeplerle yıllarca bekletmene anlam veremiyorum yâr.Ne Mecnun Leyla’yı böyle bekledi,ne toprak yağmuru,ne de oruçlu iftarı.Eşsiz bekleyişler içindeyim ve sen bunu biliyorsun.En acısı da bu zaten,bile bile bu acıları yaşatman ve ben acı çekerken izlemen.Nasıl bir haz alıyorsun bilemiyorum,ama mutluysan eğer ben her acıya göğsümü sığınak yaparım.
Biliyor musun baba…
Ben kaç kez sana konuşmaya geldim de, içime akıp gittim
Gözlerimi gözlerine dökerken
Aslında bütün yükümü boşaltmak istiyordum da
Yapamıyordum.
Bir şeyler gelip içimi sıkıyor,
Giderken yüreğini geride bırakmak
İnsanın kendine söylediği koca bir yalan
Aklın sende,yüreğin sende
Bedenini götürüyorsan aklınla götürüyorsun
Giderken yüreğini de aklın ikna etmiştir zaten
Eğer geriye yönelecekse yüreğin
Öyle bakma bana derin derin
Tanıyamazki beni ıslak gözlerin
Anlayamazsın saçlarıma ak neden düştü
Yüzümdeki çizgileri,gözde ki torbaları bilemezsin.
Yamacıma yanaşan ilk meraklı da sen değilsin
Kimse anlayamadı ki sen de anlayasın
Uzanacak ellere hasret bağrımdan
Şanssızlıkların gazabına uğradım
Perişan halimle fırtınalar kopardım
Yalnız günlerime çare arayıp
Acılarla dolu geçmişime örtü olsun istedim.
Estikçe beni aştım
Hayatın iki yüzlü bir madalyon olduğunu,
Bir yüzünün gayet şatafatlıyken,
Diğer yüzünün karanlık sokaklarla örtüştüğünü
Düşünce gördüm,
İyi günümdeyken etrafımda dostlarım vardı,
Hepsi de bana ne kadar iyiydi,
Ne zaman bir şarkı dinlesem
annesini yitirmiş bir çocuğun çığlıklarını duyuyorum,
bir babanın en çaresiz anında döktüğü gözyaşları
dökülür avuçlarıma.
Ellerimde yangınlarda kül olmuş vişnelerin kanı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!