Bayram sevinci gelmiş bu sabah bizim eve,
Çocukların gözlerinden parıldıyor güneş.
Herkes dört elle sarılmış o büyük göreve,
Seve seve yardımlaşıyor üç küçük kardeş.
Kalpler umut yüklü, mutluluk var hecelerde;
Öğrencilerim, gelin buyurun!
Bir sofra kurduk,
Herkese duyurun!
İşte kaşığı, pilavı, tası...
Bizim soframız, Halil İbrahim sofrası...
İsteyen gelir, yer;
Taş yerinde ağırdır,
Çakıl taşı hiçbir yerde.
Boşuna didinip durma,
Otur oturduğun yerde.
Şerife’m…
Günlerden aralığın beşi…
Her taraf kar-kış,
Beşiğinde sallar Elif’i.
Ocağında cılız bir ateş,
Yatakta gazi bir eş,
Türkçem, ata yadigarı güzel dilim,
Gönlümde ferahlık, gözümde ferim.
Türkçem, şarkım, şiirim, bütün eserim,
Seninle yazılsın, okunsun isterim.
Dinle sakın büyüklerin sözünü,
Ulu sözü almayan ulur derler.
Felek ne kadar döneklik etse de,
Su akar yatağını bulur derler.
Uyak yok, ses kalitesi kafeste.
Bir meraktır gidiyor herkeste.
Üstat Yahya Kemal demiş bir derste,
Şiir güfteden çok bestedir beste.
Üzülme mümin kardeşim, üzülme ey Gazze!
Zordur yedi başlı ejderhaya karşı gelmek.
Bir siyonist olup cehenneme gitmektense
Güzeldir Gazze'de müslüman olarak ölmek.
"Bütün dünya bilir sizi, bu topraklar sizin.
Şunu bil ki çorak toprağa,
İkinci kez tohum ekilmez.
Bir kere yeter vefasıza,
Bir daha iyilik edilmez.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!