Yıllardır kor ateş olan sönmeyen bir sevda yığınıyız ikimiz
Bir özgürlük türküsüdür dilimizde dolaşan
Yüreğimize süzülen
Gökyüzü maviliğinden
Yeşeren
Hasretini çektiğimiz
Yine seni düşünüyorum seni, mimoza kokan tenini
Yıldızlardan yoksul, karanlığı bitmeyen
Paslı demir parmaklar ardında
Zoru yaşadığım şu zindanda
Yalnız kaldığım
Gecelerde
Her sabahın şafağından
Gözlerine sığınan
Aydınlığa
Sana
Hayran kalan yüreğime
İmrenen zaman hiç yok gibi geliyor bana
Bereketin Tanrıçası Kibele kadar güzel olan, yeniden diriliş
Rüzgârla savurulan saçların
Savaşlara şahitlik etmiş
Halklara umut olmuş
Dilek olmuş
Yurt olmuş
Keça min haydê bîne
Pertûka me de hîne
Ez ketim ber bextê te
Birê xwe re bişîne
Keça min zîndan dûr e
Kadim dostum ne olur, gel kaçma benden
Sen hiç anlamıyor musun sözden, halden
Bendeki şu yara bir hançer yarası
Çığlık düştü yüreğime her dilden
Şaşkınlıklar, gariplikler dıyarında bir devriâlemdeyim
Bağnaz siyasi düşünüşler
Din temelli
Her gerici düzende olduğu gibi
Varlığı meta sayılan
Kadının bedeni
Bu gece nefesin ateşi, hiç dönüp dolaşmadan aksın içime
Ne olur gecemize yağmur
O öpülesi yanaklarına
Gözyaşların
Memlekete mermi yağmasın
Kanla ıslanan dudaklarına
Bir gemi demir aldı bir gemi, bu limanlardan
Vakitli vakitsiz, fakat efkarlı, acılı
Karanlığın kenarından, şehrin hüznünde
Çok uzaklara doğru sessiz, sessiz
Tepeden tırnağa
Ama umut
Yoksulluğun coğrafyasında, odununu tutuşturulup, kömürü yakılan
Sıra dağları, sarp geçitleri, karanlık tünelleri
Erzurum'u, Erzincan'ı, Sivas'ı, Kayseri'yi geçerek
Bir ayrılığın, bir yoksulluğun
Ölümcül kanamasından
Kars’dan İstanbul’a




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.