Seni hep kötü hatırlayacağım.
Uyanıp da saat beşte gelmemek için kapına,
Beklememek için sokağın başında,
Nasıl dayan dediğini hatırlayacağım.
Belki duymamak için sesini bir başımayken
Görmemek için resmini masamda Bir dumanlı akşamda,
Neden sana kırılmayı seçmişim her defasında,
Neden korkutmuş gözlerimi bu kara sevda,
Kader mi yaşananlar şimdi yoksa masumiyet mi yalnızca?
Şüphe mi içimdeki acı yoksa kaygı mı fütursuzca?
Sorular fütursuz sevgilim.
Bak öyle dümdüz sevgilim.
Suyun paslı tadı ve zorla satılmış bir gül.
Burnumdaki sivilce ve kalbimdeki sevgi.
Mesela hayatın bana sık sık boş sandalyeler izletişi.
Yahut hayatın, hiç yaşamadığın bir ânı özletişi.
Suyun tadını öğrendiğimde on dört yaşındaydım.
Âşık olduğumda yirmi.
Sahile karşı endişeli endamımla,
Bir şiir çiziyorum nefesimin doruklarına.
Şimdi bir şiirde resmediyorum yüzünü,
Bir şiir dökülüyor dudaklarımdan.
Söylesene sevgilim, kaç yara, kaç durak, kaç şehir yetecek susuzluğuna?
Kaç kurşun atılacak, kaç kadın yasaklanacak kalbimin sokaklarına?
Artık katlanamıyorum ne gecesine ne gündüzüne bu şehrin.
Senden saklanamıyorum, ne kaçabiliyorum ne düze dönüyor tersim.
Maalesef aklanamıyorum, suçluluğum…suçluluğum kesin.
Hükümlü tüm nefeslerim, bahar yanıyor, ben ölüyorum da sen neredesin?
Dönmez oldu gönül çarkım, kaçıp duruyor hep hevesim.
Kaç kırık düş sığar, boş bir mermi kovanına?
Kaç dua yaklaştırır ruhu, secde istemeyen tanrılarına?
Kaç zaman, kaç sigara, kaç ölü çocuk?
Daha kaç intihar gerekiyor? Şehrin köhne sokaklarına... Ölüm boş tabancasını dolduracak yeni ruhlar arıyor, kentin yasadışı yollarında.
Sigaralar sönmek için yeni bir sigaranın dudaklarını kolluyor, hayalimin karasında.
Ben ise güneydoğunun kabristan kokan sokaklarında,
En tepedeki de benim, dış kapıdaki de.
Kahkaha da bana ait bu gözlerimdeki nem de.
Kanlı bıçak sırtı ile düşman da benim bana, kardeşte.
Boynuma vurulmuş kılıçta benim, boynumda uyumuş yarende.
Siz… Siz kimsiniz ki benim için her dem de?
Öylece yürüyüp gidecekken eşraflarınızdan, üstünüze basmamı istemeniz neden?
Gecenin intikam sahibi trabzandaki esir kuş!
Pasına bakma sürdür yağmurunu öyle zerduş
Kanadına kilit mi vurdular ne bu soğuk böyle ?
Uçurtmama kıydılar benim, ellerimi al öyle uçuş.
Gözlerim boğuk boğuk,bebekleri kayıp koğuş.
Sen gidince geceyle perşembeyi karıştırdığım bir günde düğüm atmayı unutmuştum.
Ben o günden beri nefesimde bir küfür saklıyorum.
Şimdi istersen dön gel, istersen as kendini uçurtmana fark etmez.
Ben sen gidince kırmızıya boyadım kimliğimi.
Kalbimin yerini hala şaşırıyorum ama sen gidince öğrendim ağrımın yerini.
Tanrım, çetrefilli bir kuldan, pek naçizane bir mektubun var, secdede söyleyememiş, hıçkırmış ağlamaktan.
Bana bir ruh daha lazım. Dokunmam lazım omuzlarına, hemen yanımda hissederken onu, okunmam lazım omuzlarımdan.
Bu gece uğra bana da, konuşmam lazım sana.
Bana bir dost daha lazım. Yaşamam lazım onunla, böyle ruh gibi değil masamda, oturmam lazım onunla, ölsem de olur, taşınmam lazım omuzlarda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!