Öylesine bir hayat
Mem û Zîn’den süzülen bir ağıt gibi,
Mem û Zîn’in yarım kalmış nefesiyle başlar bu hikâye,
Sevda burada eksik değil sadece—
Bir direniştir, yarım bırakılmış her hece.
Derwêşê Evdî gibi yankılanır dağlarda,
Erkekler de incinir aslında,
Ama sessizce toplar kırıklarını.
Bir söz gelir, yüreğine saplanır,
Gülümser yine, saklar sancılarını.
Biriktirir yılları avuçlarında,
Ezberlenmiş hayatlar yaşıyoruz,
Sözleri başkasının ağzından düşen,
Düşlerinin bile başkalarının çizdiği...
İçinden çıkmak isterken
Daha da iyi ezberliyoruz.
Dayısı olanın değil, alın teri dökenin sözü geçsin,
Makam değil vicdan büyütsün insanı.
Kürtlüğün yiğitliği dağlar kadar vakur dursun,
Türklüğün merhameti sarsın dört bir yanı.
Saçına düşen ak değildir yaşlılık,
Bir omuzun yorgunca eğilmesi de değil…
İnsan, düşlerinden vazgeçtiği gün
Bir kış çöker içine sessizce, ağır ve eğil.
Bir umut varsa gözlerinde hâlâ,
Gün ağaranda karanlığı yutacak,
Gün ayacak,
Umudu kucaklayan dirençle
Güneşi doğuracak bir ana,
Sevgiyi ekecek bir çocuk,
Cevabı canımı yakmasın diye
soramadığım sorular oldu.
İçimde büyüdü sessizce,
dile gelse kıyamet olurdu.
Bir “neden” kaldı boğazımda,
Ne soyla ölçülür insan, ne makamla ne şanla,
Bir ömürdür değeri, alın teriyle anılan.
Dün güçsüz diye hor görülen nice yürek vardır ki,
Bugün hakka yaslanınca dağlar gibi doğrulan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!