Hicri Muharrem Ayı, tam onuncu günü
Verdi Felek hükmünü
Aşure, Muharremin bence ünü
Buğday, Nohut, Fasulye onun ürünü
Nuh’un gemisinin, meşhur yünü
Bütün yerler ve gökler o günde yaratılmış
Günahına dökmüş gözyaşını
Tövbe eylemiş âdem peygamber
Rahman ve rahim kabul eylemiş
Gökler yerler yeşile boyanmış
Ateşe atıldı hazreti İbrahim
Bir dilberin yandım karakaşına
Pişman eyledi ondaki aşkıma
Sevda sebebi ne uçan saçında
Dudağından dökülen badelerde
Nice âşıklar diz çöktü canana
Aşk
Yağmurlu bir gündü
Yüreğime yağdın
Titredi hayallerim
Hasretlere yalnızlık kokusu karıştı
Günlerden öyle bir gündü
Aybuke
Yine kederli isyanlı sözler dolandı dile
Kurşunlar sıkıldı yüreğe geleceğe
Yüzlerden silindi gülümseme
Bir güneş daha soldu adı aybuke
Yeni nesil unutmuş sohbeti konuşmayı
Umursamaz dilden çıkan kelimeleri
Kendini üstün görür kimseyi düşünmez
Boş verir yıkılan bedenleri vicdanları
Çocukluğu yetiştirmeyi unutmuş ana babalar
Bir hüzünlü, kederli, sabah
Seni bana getirmişti
Dışarısı gibi yüreğimde soğuktu
Bir kış vakti
Aylardan aralık dokuzuydu
Günlerden Pazar
Aylardan Ekim,
Ve ben seni çok özledim.
Dalından kopan yapraklar gibi
Yüreğimi hazan sarmasıyla senden
Kopuyorum
Sevdam yaz mevsimler kış
Aylardan eylül saatin tik takı durdu
Kışa döndü gecem
Vakit tamam tren düdüğü çalmaya başladı
Ölümden bir işaret var her yerde, her şeyde
Ölüm sesi karışmış şarkılara ve de türkülere
Duyulmuyor ama üşütüyor
Kasımın dördüydü kadehlere bırakışın
Sokaklar sararmış yaprakla doluydu
Yüreğim gibi sessiz ve soğuktu
Dönüp bakmadın ardına
Kelimeler düğümlendi o an ömrüme
Kaldırımlar hasrete çarptı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!