Hüzün dolu bir öyküdür,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…
Bir sevdadır bir türküdür,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…
Uzar gider Dargir yolu,
Bu kaçıncı bahar,
Bu kaçıncı yaz…
Efkâr çöktü senin yerine,
Gel artık,
Bitsin bu cilve bu naz…
Hasret ateş canım yanar,
Gel gör gözde yaş sel baba…
Her dem şu sol yanım kanar,
Dağı düzü aş gel baba…
Bu kalp kırık bir dal gibi,
Tüter gözde dağın düzün,
Gurbet elde kaldım Kâhta’m…
Yaşar özde o saf yüzün,
Hasret telde çaldım Kâhta’m…
Yıllar yıla kattı efkâr,
Bir yanımı okşa bir yanıma vur,
Bir yanda hep bayram bir yanı kavur,
Bir yana bal kaymak bir yanı savur,
Şafak vakti düzen seni asmalı…
Vurma güzel yaram derin el vurma,
Sevdan beni attı gurbet ellere…
Sorma güzel benden çare yol sorma,
Nazlı teni saldın deli yellere…
Cana candım demedim ki vur sömür,
Başı var da beyni yok,
Eşi var da kaynı yok,
Şaşı bakar yaşama,
Yaşıyor da aynı yok…
Haramzade eşiğinin ebesi,
İşportacı tezgâhında yemdiler…
Kör karanlık beşiğinin bebesi,
Biberonda kin nefreti emdiler…
Hoşgörüyü zehirli ot sandılar,
Dedikodu uzmanı,
Fitneliğin yazmanı,
Boş meydanda kuduz,
Saldırgan uyuz,
Diplomalı dalkavuk,
Kalkınca zorun şamarı,
Esir gibi zorla konduk kafese,
Yetmiş kişi kaldık nefes nefese,
Selam olsun insan olan herkese,
Suçlu başta biz içerde kalırız…
Metrelerce iple kefen kesildi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!