Hüzün doldu garip gönül çardağım,
Sen yanımda, yoksun canım, birtanem…
Efkâr doldu kalkar – iner bardağım,
Sessiz isyan var kanımda birtanem…
Gönlüm susuz toprak gibi yarıldı,
Mektup yazdım yâre mektup üstüne,
Nedendir bir haber gelmez sıladan…
Bilmem postacının bana kastı ne…
Nedendir bir haber gelmez sıladan…
Ak zarfın üstüne basmış mühürü,
Aslında bir hiçti,
Peşindeki sürünün pençesi,
Pervasızlaştırdı,
Soktu havalara…
Temelsiz efendilik biçti,
Her günüm bir çile nedir günahım,
Neden geldim insan ezen Dünya’ya?
Gül - eğlen kimseye kalmaz bu ahım,
Verilir mutlaka düzen Dünya’ya...
“Çoban Mehmet’e”
Kurt dediğin canavar,
Çok çirkindir dişleri…
Boş meydanda hep o var,
Görür renkli düşleri…
Gönlünün gölünde sazanın olsam,
Hüznün firarını yazanın olsam,
Sevdayı pişiren kazanın olsam,
Canımı adarım yoluna senin…
Ela gözlerine sürdüğün olsam,
Üç – beş şiir duymuş – dönmüş şaire,
En büyük o meşhur olsun anında…
Alkış için haydi olun daire,
Boz – bulanık şiir akar kanında…
Şiir seste uyum ölçü sanatmış,
Buyur kâğıt kalem sevda resmi çiz,
İki gönül olsun içi dolu giz,
Sol yanım sevdalı aşk şiiri diz,
Sevda ikimizin sanat eseri…
Buyur gönlüm saksı al sevdayı ek,
Ey gönlümün çilingiri,
Çileli ömrümün baharı,
Sevginin baş mimarı,
Duygularımın ak kanadı,
Gözlerimin nurusun…
Kanarken açtığın yara,
Sızlatırken sapladığın hançer,
Nasıl dayanır yürek vurguna?
Gel insafa,
İnsafa gel güzelim,
Körükle gidilir mi yangına?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!