Açık dosta garip gönül sofrası,
Gel yoluna gül sereyim delalım...
Uzak dursun riyakârlar tayfası,
Gerçek dostluk dürüstlüktür kuralım…
Tavşana kaç tut diyemem tazıya,
Yelkenli bir gemi ömrüm yellerde,
Üfür üfürükçü nefesin yasa…
Yüzdüm boz bulanık coşkun sellerde,
Korla körükçü kafesin kasa…
Sabrımı sınadın döndüm şaraba,
Arar bulur taç yaparız zübüğü,
Alnımızın tuzlu teri neması…
Para bizden alır çalar düdüğü,
Bizde kar kış masmavidir seması…
Ense kalas balkon olur göbeği,
Sevda yeli efil efil eserken,
Dağ döşünde gelincikler der gönül…
Yârin eli elde nefes keserken,
Her düşünde gülücükler ver gönül…
Sevda gülü güller vermiş basmaya,
Dostluğun sıcak eli,
Diyarbakır’ın seher yeli,
Hasretin dili olsun bülbül,
Karacadağ dolsun sümbül…
Yüreğinde sevgi seli,
Oku evlat avukat ol,
Haksızlığa barikat ol,
Para - pula köle olma,
Hakkı savun hakikat ol…
Yüreğin kitapsız ar yerde kalan,
Sözlerin hesapsız var serde yalan,
Her gün ipsiz sapsız kir derde salan,
Çekidüzen ver sen kendi kendine…
Kim atmış tuz biber tatlı şaraba,
Gönlümün sultanı başımın tacı,
Sensin şirin Kâhta’m sensin bilesin…
Ayrı düşmek senden zehirden acı,
Tükensin dertlerin sen hep gülesin…
Toprağın görmesin hiçbir afeti,
Soframdaki bir lokma aş,
Arttı ahbap, dost arkadaş…
Ne bir soran selam vardı,
Gözlerimde akarken yaş…
Ayaz vurmuş hüzün çökmüş meydana,
Dört yan dolmuş öter cırcır böceği…
Yarını sis kuşku düşmüş fidana,
Gün doğmadan görür solan çiçeği…
Doğru yanlış birbirine karıştı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!