Al yüreğini,
Koy aşk sofrasına…
Sevgi doldur dağ çeşmesinden,
Okyanustan büyük saygı,
Bitmez yollarla yarışan hoşgörü,
Diz yüreğinin etrafına…
Uçtu umut yine kalpten avuçtan,
Aşk bağrına çatal hançer batar mı?
Gül kokusu beklemişsin havuçtan,
Meşk çağrına sevse tuzak atar mı?
Sahne çaldı birbirinden rüyalar,
Balkonda yeni yetme bir çocuk,
Daha tomurcuk…
Aşkın gözyaşları dizginsiz,
Al yanaklarda boncuk boncuk…
Salıncak olmuş alt çene,
Dudaklarda dokuz şiddetinde deprem…
Sen olmazsan kim hüznümü dağıtır?
Neredesin ayazdayım kardayım…
Gün döşümü tekmeleyen bir katır,
Neredesin kör karanlık yardayım…
Sensiz sahil işte gülüm iskele,
Gözleri mercan gülüm,
Bir uğursuz kara kedi,
Geçti aramızdan…
Zevkli nimetler dizdi,
Süslü sofrasına,
Bizim yaramızdan…
Kal dedim de çektin gittin sebepsiz,
Hava atmış “nokta koydum” demişsin…
Lal ol dedim öttün - durdun edepsiz,
Dibe batmış “çaldım - soydum” demişsin…
“Hiç sevmedim hep rol yaptım” demişsin,
Yâr gönlüme yığdın bütün cefanı,
Çektin gittin inanmadım vakana…
Bir gün olsun göremedim vefanı,
Tak nankörlük ödülünü yakana…
Sevda değil beynimdeki urumsun,
Niye vurdun bu sevdaya kelepçe,
Kaçma artık aşk divanı kuruldu…
Bu can şimdi bomba düşmüş Halepçe,
Zulmün ile yürek yandı buruldu…
Derdin söyle nedir kinin garazın,
Al atlıydık safça koştuk güneşe,
Engerekler yarasalar yol kesti…
Kanatlandık sevda kondu ateşe,
Asalaklar kafa kesti kol kesti…
Ev işyeri büyük kinle basıldı,
Gümüş kumlu can Akdeniz!
Hiç gördün mü böyle bir kız?
Melek kadar masum temiz,
Ne de güzel bakışı var…
Şu güzelliğe hele bir bak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!