Avuçlarına doğardı sabah güneşi,
Saçlarını okşardı seher yeli,
Dut ağacında şarkıydı serçeler,
Selama dururdu yuvasında kırlangıçlar,
İki katlı kerpiç dam güne gülerdi,
Evde gonca güldü Kej Oğlu Abdulkadir…
Beynin dedi ağzın koydu,
İşin gücün dedikodu,
Kim bu diye sordum seni,
Dedi soysuz yoktur kodu…
Ah ne iyi komşularımız vardı,
Hepsi yirmi dört ayardı,
İncitmezdi kimse kimseyi,
Büyükler küçükleri sever,
Küçükler büyüklerini sayardı…
Sarmış dört bir yanı kapkara duman,
Oluk oluk al kan akıyor aman!
Yürekler yanıyor bu nasıl zaman?
Kuduzu zincire hemen vurmalı…
Durma öyle Mahzun mahzun,
Çile çektin uzun uzun,
Tut feleğin yakasından,
Yeter artık paylaş kozun…
Bu Haydar,
Betoncu Haydar!
Beton döker, harç karar,
Sabahtan akşama kadar…
Köyden göçmüş şehire,
Bir tek seni sevdi garip yüreğim,
Bu günüm yarınım tatlı dilinde…
Can denizde sandal sensin küreğim,
Huzurum sevincim senin elinde…
Sevmek sevilmektir hayatın tadı,
Kanadını açmış göğe uçarsın,
Söyle gönül nedir senin bu halin…
Dört bir yana gülücükler saçarsın,
Güler yüzün güle döndü cemalin…
Aldın sevda şerbetinden nasibin,
Umut,
Yitik bir düş,
Hüzün yüklü gözlerinde…
Sevda,
Boynu bükük bir kuş,
Söyle sen bir hiç misin?
Hep kendini översin…
Kör kenefte iç misin?
Her pislikte yaversin…
Annenden sor babanı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!