Kara gözlü siyah saçlı inci dişli,
Kâhtalı esmer çocuğum…
Göz pınarlarımın kaynağı,
Ezik yüreğimin baş konuğu.
Şimdi dokuz yaşındasın,
En ön sırada,
Havalandırmada voltadayım,
Eni on adım bahçenin,
Boyu yirmi adımda bitiyor,
Yangın yeri sinemin solu,
Kalleşlik bağlattı kolu,
Gözlerim ayakucumda,
Sıla mazi çelik halat bağımız,
İç badeyi al sazını çal gönül…
Sert poyrazı yedi murat çağımız,
Biç vadeyi göm nazını dal gönül…
Göğüs gerdin nice kuduz lafına,
Aha!
Dedi aha!
Az kaldı sabaha…
Kurtulacak insanlık,
Dedim;
Yaş kırk gülmedim daha,
Açık dosta garip gönül sofrası,
Gel yoluna gül sereyim delalım...
Uzak dursun riyakârlar tayfası,
Gerçek dostluk dürüstlüktür kuralım…
Tavşana kaç tut diyemem tazıya,
Yelkenli bir gemi ömrüm yellerde,
Üfür üfürükçü nefesin yasa…
Yüzdüm boz bulanık coşkun sellerde,
Korla körükçü kafesin kasa…
Sabrımı sınadın döndüm şaraba,
Sen vicdansın sen onursun sen halksın,
Direnişin bir destandır Kobanê…
Vur namerde kır çemberi dert kalksın,
Direnişin bir destandır Kobanê…
Genç kızlarla nice anne nineler,
Güzelim benim,
Adına kurban olduğum,
Gözlerinde bal bulduğum,
Hayali ile yoğrulduğum,
Gel artık tut elimden,
Gidelim Adıyaman diyarına,
Kanatlandı gönül uçtu Kâhta’ya,
Yeni doğmuş güneş şirin ovaya…
Gözüm değdi o teneşir tahtaya,
Baba sensiz hüzün düştü yuvaya…
Mezarının toprağına sarıldım,
Attın beni kader gurbet çölüne,
Gün geceye gam kederi katarım…
Kâhta’m candır varsam baraj gölüne,
Hasret seni mavi suya atarım…
Dolunaylı bir gecede gül dersem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!