bu gün nerdeyim bilmiyorum
sanırım kırık bir kalbin ortasındayım
yarım kalmış bir aşkın eşiğindeyim
batmak üzere olan bir geminin tam ortasındayım.
bu gün nerdeyim bilmiyorum
Seni sevmek,
Devlet dairelerinde sigara içmek gibiydi;
Hem yasak, hem de nefes nefese.
Üstelik saçların vardı senin,
Cumhuriyet tarihi kadar karışık ve tel tel,
Dokunsam yeni bir başkent kurulurdu göğsümde.
Gözlerin, ruhumun ufkunda bir şeb-i yeldaydı,
Aşkınsa kalbimi kavuran muazzam bir leylâydı.
Bir busesin peşinde tükendi koskoca bir ömür,
Oysa vuslatın, erişilmez, efsunlu bir hulyâydı.
Sana hicret eden duygularım şimdi tarumar,
Bir kadının beni sevmeyişi,
Bir şairin daktilosunda harflerin kırılması gibidir.
Yazamazsın o büyük aşkı,
Sadece kekelersin adını gecenin en koyusunda.
Sen bir fincan kahveyi yudumlarken,
Ben o kahvenin telvesindeki karanlık gelecek olurdum.
Seslerin en güzel kıvrımıdır adın,
Bir sigara dumanında büklüm büklüm,
Yüzünün coğrafyasında kaybolduğum o kadın.
Elif derken dilimin ucu yanar,
Şiir biter,
Gözlerin başlar.
Yüzün bir tütün kağıdı gibi beyaz ve ince,
Adını söylemek, hani o en eski alfabenin ilk harfi,
Yukarıdan aşağıya inen keskin bir çizgi gibi,
Bölüyor yalnızlığımı ikiye.
Sesin diyorum Elif,
(Erkek)
Ağlama derdin bana, hatırlar mısın gülüm?
Taştan mı yapıldı sanırsın bu göğsümü?
Gecenin bir yarısı çökünce üstüme ölüm,
Ağlamayan erkekler söndürür mü yangını?
(Kadın)
Seni düşünmek,
Vergisi ödenmemiş bir lükstür bu coğrafyada.
Öyle bir geldin ki sonra,
Sanki bütün tramvay hatları kalbime döşendi,
Ve ben ilk defa bilet kesmeyi unuttum.
Git.
Öyle bir git ki;
Ardında bıraktığın sessizlik,
Bir çığlık gibi yankılansın bu şehrin sokaklarında.
Kapıyı çarpma ama;
Kapının kapanış sesi,
Gitmek diyorsun,
Bir bavula sığdırıp koca bir ömrü,
Ardında yangınlar, ardında kül bırakarak.
Kuş uçumu uzaklıklara sevdalanıp,
Buraları böyle öksüz, böyle darda koyarak...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!