Git.
Öyle bir git ki;
Ardında bıraktığın sessizlik,
Bir çığlık gibi yankılansın bu şehrin sokaklarında.
Kapıyı çarpma ama;
Kapının kapanış sesi,
Kalbimin orta yerine saplanan bir veda olsun.
Git.
Zaten bu aşk,
İki kişilik bir yalnızlıktı en başından beri.
Sen giderken,
Sadece eşyalarını toplamayacaksın;
Bütün "biz"leri,
Bütün o yarım kalmış hayalleri,
Ve o, hiç gerçekleşmeyen pazar kahvaltılarını da al yanına.
Git.
Bakma arkana.
Eğer dönersen;
Yıkılan bir binanın enkazını toplamak gibi olur bu.
İnsan bir kez kırılınca,
Her yerden sızdırır o acıyı.
Sen giderken,
Benim hayatımdaki en büyük boşluğu inşa edeceksin aslında.
Git.
Kendi uçurumuna kendin atla.
Ben burada,
Senin bıraktığın o ağır hatıraların altında,
Kendi kıyametimi yaşamaya devam edeceğim.
Git, çünkü kalman;
Bir yalanı, bir ömür boyu yaşamaya çalışmaktan daha kötü.
Git.
Belki bir başkasının hayatında,
Belki de en ulaşılmaz hayallerinde bulursun aradığını.
Ama unutma;
Benim sana baktığım o ilk günkü masumiyet,
Seninle beraber,
O şehrin en karanlık sokağına gömüldü.
Git.
Yolun açık olsun demiyorum,
Çünkü yolun nereye çıkarsa çıksın,
Senin vicdanın her zaman,
Bu terk edilişin enkazında yürüyecek.
Bir insan,
En çok kendi vicdanından kaçamazmış, öğrendim.
Git.
Zamanın en zalim ilacıyla,
Birbirimize yabancı olacağımız günleri bekliyorum.
Şimdi git,
Ve bir daha asla,
Bana dair bir cümle kurma.
Git.
Çünkü gitmek,
Cesaretin değil,
Bitmişliğin son durağıdır.
Ve ben artık,
Sadece kendi yalnızlığıma,
En çok da kendime dönüyorum
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 00:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!