Bir zamanlar gülüşümde bahar açardı benim,
Gözlerimde sönmeyen bir umudun ateşi vardı.
Rüzgâr nereden esse oraya koşardı yüreğim,
Geceler bu kadar uzun, sokaklar bu kadar dar değildi.
Bir fincan kahvenin buğusunda ısıtırdım ellerimi,
Her ayrılığa çizik atmaz, her sese dönüp bakmazdım.
Kendi sularında sakince akan bir nehir gibiydim,
Böyle kırık dökük, böyle darmadağın değildim.
Yorulmazdı ayaklarım umudun peşinden koşmaktan,
Bir çocuk saflığıyla inanırdım verilen sözlere.
Bunca hüzün yüklenmemişti henüz omuzlarıma,
Suskunluğum bu kadar derin, yüküm böyle ağır değildi.
Hangi ara öğrendim içime bağıra bağıra susmayı?
Hangi rüzgâr yıktı yıllarca biriktirdiğim siperleri?
Ben ki her sabaha yepyeni bir sevinçle uyanırdım,
Böyle kadehlerin dibinde, gölgeler içinde değildim.
Zamansız yağmurlar yağmazdı gözlerimin kıyısına,
Dost sohbetlerinde adım bir tebessümle anılırdı.
Yollara düşerken arkama dönüp bakmazdım hiç,
Gönlüm bu kadar yorgun, içimdeki şehir harabe değildi.
Şimdi her mısrada bir sızı, her dizede bir kırgınlık,
Aynalarda gördüğüm şu yabancı ben değilim sanki.
Eski bir hatıra gibiyim kendi hayatımın koynunda,
Sözlerim böyle sitemli, bakışlarım bu kadar dalgın değildi.
Zaman mı teğet geçti, yoksa hayat mı vurup gitti?
Ne ara eksildim böyle parçalana parçalana?
Ben sevmeyi de bildim, yürekten taşımayı da,
Ama böyle tek başıma, bu kadar kimsesiz değildim.
İşte geçip gidiyor ömür, sessiz ve dermansız,
Bırakıp ardında yarım kalmış bir hikâye.
Beni bu hale getiren yıllara soruyorum şimdi:
Ben böyle değildim, söylesene ben ne ara böyle oldum?
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 22:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!