Nice deniz derya gördüm
Fırtınaya karşı durdum
Bütün kainatı sordum
Sormadım ben bu dünyayı
Yıldız yandı, güneş söndü
Tırmandım her gece, bir dağ başına
Ömrümü sırtımda taşıdım durdum
Nefesim kesilip, tükendim bir an
Umuda, hayale, düş'e gem vurdum
Sen gideli olmuş yüzaltmış sene
Yüreğimiz kasvet eker Seyrani
Ne değişti gelde bir bak haline
Oluklardan rüşvet akar Seyrani
Gazel bağlarında ağaç kalmadı
Kanar durur şu çaresiz yaramız
Şifa olmaz sürdüğümüz tuz bize
Yükseklere duyulmuyor nâramız
Enginlerde verilmiyor söz bize
Yamalı çul , bes bellidir görülür
Şiiri rüzgara benzetirim nedense hep
Hiç beklenmedik bir anda, bir ilhamla gelir.
Engel olmak mümkün değildir
Şiir
Zamanın daima içindedir
Tıpkı rüzgar gibi gezer şehrin her sokağını
Dökül ey gözümün biçare yaşı
Yanağa düşecek mevsimin geldi
Çekildi suları gonca güllerin
Ağaçların yeşil yaprağı soldu
Bir keder kapladı yorgun yüzümü
Zifir karanlıkta, ıssız gecede
Bir cılız alevden can filizlenir.
Yaşamak dediğin bu bilmecede
Sorunun içinde cevap gizlenir
Padişah, soytarı, köle ve deli
Yitirdiğin umutların ertesi sabahıyım
Hiç kimseyi görmek istemediğin zamanlarda
Kendini hapsettiğin odanın kapısıyım ben
Hayatla arana çektiğin perde
Çalar saatlerin biçare çınlayıp durduğu
Yılgın ve bi o kadar çaresiz kaldığın günlerde
Göğüs kafesimin içinde duran
Kanmıdır, taşmıdır, yoksa etmidir
Her gece şu beni göğsümden vuran
Canıma kasteden bir hasretmidir
Her nefeste ateş yutarım burda
Beşbin yıldır sönmeyen, en yüce volkan benim
Bir Yanım horosandır, bir yanım Balkan benim
Şu kutlu topraklara dökülen Alkan benim
Tanrının yeryüzünde kut verdiği ırkım ben
Hudut çizdiren benim, Mao'nun ülkesine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!