Şiiri rüzgara benzetirim nedense hep
Hiç beklenmedik bir anda, bir ilhamla gelir.
Engel olmak mümkün değildir
Şiir
Zamanın daima içindedir
Tıpkı rüzgar gibi gezer şehrin her sokağını
Dökül ey gözümün biçare yaşı
Yanağa düşecek mevsimin geldi
Çekildi suları gonca güllerin
Ağaçların yeşil yaprağı soldu
Bir keder kapladı yorgun yüzümü
Zifir karanlıkta, ıssız gecede
Bir cılız alevden can filizlenir.
Yaşamak dediğin bu bilmecede
Sorunun içinde cevap gizlenir
Padişah, soytarı, köle ve deli
Yitirdiğin umutların ertesi sabahıyım
Hiç kimseyi görmek istemediğin zamanlarda
Kendini hapsettiğin odanın kapısıyım ben
Hayatla arana çektiğin perde
Çalar saatlerin biçare çınlayıp durduğu
Yılgın ve bi o kadar çaresiz kaldığın günlerde
Göğüs kafesimin içinde duran
Kanmıdır, taşmıdır, yoksa etmidir
Her gece şu beni göğsümden vuran
Canıma kasteden bir hasretmidir
Her nefeste ateş yutarım burda
Beşbin yıldır sönmeyen, en yüce volkan benim
Bir Yanım horosandır, bir yanım Balkan benim
Şu kutlu topraklara dökülen Alkan benim
Tanrının yeryüzünde kut verdiği ırkım ben
Hudut çizdiren benim, Mao'nun ülkesine
Minareler! diye başladın söze
Bu garip milleti getirdin köze
Oynayıp, depindik vurdukça saza
Ne diyek hakgaten böyüksün usdaa
İnsan gardaşından yılar, bunca yıl
Uyandırdı bir gece,
Gerçek gibiydi rüya
Koşarken dolu dizgin
ruhumu sakatladım
Gölgemi bırakarak
İçimde tükenecek zaman aniden.
Güz mevsimiyle birlikte,
Bir ikindi vakti belki
Cılız ve sarı ışığında güz güneşinin.
Gölge gibi sessizce
Yarı ıslak sokakların,
Nerede saklarsın nasıl taşırsın
Bu yorgun yüreğin vebalini yar
Sen ki kaderinle inatlaşırsın
Yakarsın bir ömrün ikbalini yar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!