Zifir karanlıkta, ıssız gecede
Bir cılız alevden can filizlenir.
Yaşamak dediğin bu bilmecede
Sorunun içinde cevap gizlenir
Padişah, soytarı, köle ve deli
Yitirdiğin umutların ertesi sabahıyım
Hiç kimseyi görmek istemediğin zamanlarda
Kendini hapsettiğin odanın kapısıyım ben
Hayatla arana çektiğin perde
Çalar saatlerin biçare çınlayıp durduğu
Yılgın ve bi o kadar çaresiz kaldığın günlerde
Göğüs kafesimin içinde duran
Kanmıdır, taşmıdır, yoksa etmidir
Her gece şu beni göğsümden vuran
Canıma kasteden bir hasretmidir
Her nefeste ateş yutarım burda
Beşbin yıldır sönmeyen, en yüce volkan benim
Bir Yanım horosandır, bir yanım Balkan benim
Şu kutlu topraklara dökülen Alkan benim
Tanrının yeryüzünde kut verdiği ırkım ben
Hudut çizdiren benim, Mao'nun ülkesine
Uyandırdı bir gece,
Gerçek gibiydi rüya
Koşarken dolu dizgin
ruhumu sakatladım
Gölgemi bırakarak
İçimde tükenecek zaman aniden.
Güz mevsimiyle birlikte,
Bir ikindi vakti belki
Cılız ve sarı ışığında güz güneşinin.
Gölge gibi sessizce
Yarı ıslak sokakların,
Nerede saklarsın nasıl taşırsın
Bu yorgun yüreğin vebalini yar
Sen ki kaderinle inatlaşırsın
Yakarsın bir ömrün ikbalini yar
Yayda gerip fırlattığın zehirlenmiş bir oktur
Senin için feda olmuş başa yazık edersin
Tuzak kurar öldürürsün, sende merhamet yoktur
Pencerene gelip konan kuşa yazık edersin
İlkbaharda çiçekleri kurutup soldurursun
Yarım kalmış ve yahut hiç başlamamış gibi
Biraz düş, biraz gerçek hikayemi getirdim
Cocuksu bir bakışla süzerken gözlerini
İşte bak karşındayım herşeyimi yitirdim
Bahtımın gösterdiği tozlu yolda yürürken
'En çok kim sevdiyse seni, en son o kalacak yanında'
diye söylemişti ihtiyar.
Sınanacaksın hayatın boyunca
Bazen bir kor ateşin içinde
Yağmurları bekleyeceksin
Bazen
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!