Sayın çok kıymetli halkım
Benim yoktur sizden farkım
Adaylardan değil korkum
Çekildim aday olmaktan
Bir büyük patlama sonrası
Mahşer yerine dönüyor ortalık
Nefes nefese koşuyor çocuk
Adımları karışıyor birbirine
Yıkılmış duvarların arasından
İçinden geçiyor toz bulutlarının
Hakkın emrettiği yol nedir bize
Biz o yolda doğru gidebildik mi
Yeryüzüne dağılırken camiden
Bu yeryüzü bir Camidir dedik mi
Hu Allah nidası yükselen yerden
Bu yalan dünyaya gelmeden henüz
Annemdi bir vakit tek sığınağım
Süt verip doyurdu gece ve gündüz
Ne zaman kurusa dilim damağım
Baba ocağında açtım gözümü
Darasıyla birlikte gelirdi kapıya
Tozu dumana katardı dökülen kömür
Birer maden işçisi gibi hepimiz
Elimiz yüzümüz kapkara
Leğenlerle taşırdık kışlık yakacağımızı
Akşamüstü kararmadan iyice hava
Umudu ve sazı astık duvara
Tellerine vurmayalı çok oldu
Şöyle bir neşeyle ve kahkahayla
Çocuk gibi gülmeyeli çok oldu
Cumhuriyet
Şanına yakışan bu Yüce Türk Milletinin
Kul-köle olmak değil, efendiler! diyerek
İlk taşını koymuştu Özgürlük ilkesinin
Bu bitmeyen geceden uyandır beni
Kan ter içindeyken bir yudum su ver
Gülümse ve uçur kelebekleri
Bana hiç solmayan bir bahçe göster
Dallarında kuşlar olsun rengarenk
Sen bilmezsin, biz taşları yakarak büyüdük çocuk
Mutluluk bir uzak yıldızdı, bakarak büyüdük çocuk
Feryat figan ağlamalar ayıptı, yasaktı bize
Öyle sessiz burnumuzu çekerek büyüdük çocuk
Oyunlarımızda bile, acımasız öfkeliydik
Yarısı düş'tü ömrümün
Hakikat uyandırdı hep
Yarısı düştü ömrümün
Geriye kalan ne acep
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!