Kimbilir ölümüm ;
misilleme olacak belki hayatıma
Ve ilk defa yenmiş olacağım kabuslarımı.
Yoksul evlerin lambalari gibi cılız..
Aş pişmeyen ocaklar kadar soğuk, kederli
Enginlerde kanat çırpan
Yükseği nereden bilsin
Hele sen biraz palazlan
Uçar, dört yanı görürsün
Yol yokuşa dayanınca
Bir zaman tüneli alıp ta bizi
Nereye getirdi görüyormusun
Sevgiyle birleşen ellerimizi
Bir ölüm ayırır, biliyormusun
İnsan aç ta kalır, susuz da yaşar
Sapan taşıyla kırılmış camlarıyız.
Tütün sarıp içmekten yahut bir gün herşeyin düzeleceğini
beklemekten,
anası ağlamış yurdumun.
Yoldaşı oldum nihayet ;
Şifalı otlarda
Göğsünde gürültülü bir tren istasyonu
İner biner yolcular, herkes kendi yönüne
Kimi umut içinde, kiminin hazin sonu
Kader feneri yanıp düşüverir önüne
Kederli bir akşamdir
Yapraklar dökülüyor
Yüreğim Usul usul
Yerinden sökülüyor
Giderim, uzunca kalmam dünyada
Gülmeyen yüzümü hatırlarsınız
Tellere vurdukça düşen feryada
Sazımı, sözümü hatırlarsınız
Öperdim mis gibi saçlarınızdan
Giderek azalttığım sigaradan
Bir tane daha yaktım homurdanarak
-Bu meret beni öldürecek
Hep benzer hikayeler ömrümde
Bazen geçip gitse
Bazen dursa dediğim zaman
Sureti insana benzeyen nice
Hayvan var dünyada, aldanma sakın
Böylemiydi dünya ademden önce
Ne hallere geldi şöyle bir bakın
İnsandı habil'in canını yakan
Musallaya düşmeden
Düş gözümden ey nefis
Evvela sen ibret al
Her sözümden ey nefis
Ne ilk ne son durak bu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!