Zamanın avuçlarından dökülen kızıl bir çölüm şimdi.
Rüzgârın merhametine kalmış savruk bir avuç zerreyim.
Gözlerinin değdiği her kum tanesinde cehennem gizli.
Ateşin damarlarıma sızarken usulca susuzluktan çatlıyorum.
Güneşin bile kıskandığı o amansız harınla tutuştum.
Kum gibi ufalanıp dağılıyorum yaktığın bu kimsesiz boşlukta.
Bütün denizler kurudu içimdeki bu vahşi yangınla.
Suskunluğun tenimi dağlayan kızgın bir demir parçası.
Küllerim toprağa kavuşmadan göğün paslı bağrına savruluyor.
Hangi fırtına dindirir ruhumu kemiren bu alevi?
Çöl fırtınaları koptu göğsümün dar ve karanlık kafesinde.
Ateşine pervane olmuş aciz bir gölgeyim sadece.
Adımlarının izini taşıyan her kurak tepe alev alev.
Yüreğim kızgın kumlara gömülmüş yaralı bir seyyah gibi.
Serap sanıp koştuğum vaha aslında senin dipsiz uçurumunmuş.
Bir damla merhamet düşmez mi yanan çatlak dudaklarıma?
Ateşinle yoğrulup acıyla ufalandım bu devasa ıssızlıkta.
Savrulduğum her zerrede senin yakıcı ve zalim adın var.
Yıldızlar bile eriyip düşüyor sensizliğin sağır eden gecesinde.
Kum tepelerini aşan kederim ateşinin rengine boyandı.
Beni zerre zerre eriten bu büyülü ateşi kutsuyorum.
Yanmak bir kaderse en güzel cehennem senin gözlerindir.
Kızgın çöllerde rüzgâra karışan kül yığınıyım artık.
Kum gibi yanıyorum, tenim ateşinin en sadık esiri.
Bir avuç toz olana dek kavrulacak bu fani beden.
Gölgenin bile serinletemediği koca bir yangın yeriyim.
Bütün asırların sıcaklığı toplanmış senin o efsunlu bakışlarında.
Ben kendi sonumu ateşinin vahşi kollarında seve seve buldum.
Çölde kaybolmuş bir düş gibi ufalanıyor yorgun umutlarım.
Kordan bir gömlek giydirdin kanayan ruhumun üstüne.
Ateşinle bütünleşen her kum tanesi bir ah olup yükseliyor.
İçimdeki uçsuz bucaksız sahra senin narınla tutuştu birden.
Rüzgâr estiğinde gökyüzüne dağılan yalnızlık benim külümdür.
Sevdanın yakıcı güneşinde eriyen çaresiz bir zerre oldum.
Yanmanın en saf haliyle teslimim senin o ilahi sıcağına.
Kum gibi yanıyorum ataşınla, bitmesin bu eşsiz keder.
Zerrelerime işleyen bu kızıl ateş sırrım oldu.
Harlı rüzgârlarında savruldukça sana doğru akıyorum.
Benliğim kurak topraklarda çatlayan sessiz bir nidadır.
Yangının göbeğinde açan zehirli bir çiçektir sevdamız.
Varsın yansın içimdeki bütün o serin ve masum pınarlar.
Kum gibi ufalanıp kavrulmakmış sana adanmış kara alınyazım.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 15:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!