GAİPTEN BİLDİRİYORUM
Gaipten bildiriyorum…
Sesim rüzgârın arasına gizlenmiş bir fısıltı, gecenin en kırılgan anına düşmüş bir gölge.
Beni duyanlar bilir, duyamayanlar zaten işaretlere bakmayı çoktan unutmuştur.
Geçmişte yapılan hataların geleceği yok etmesi…
Aslında bir yanılgıdan ibaret.
Yine de insan, bazen kendi gölgesini bile karanlık sanacak kadar yorulur.
Geçmiş, zamanın unutmayan eli gibidir;
dokunduğu yerde iz bırakır,
Ve bazen, aşkı bitiren şey bir ihanet değil; geçmişin kalpte yankılanan sesi olurdu. Bir taraf değişmişken, diğer taraf hâlâ aynı noktada duruyorsa… zaman bile bazen iyileştiremezdi.
***Akşamın Eşiğinde;
Güneş batmaya yüz tutmuştu. Perdelerin arasından sızan solgun ışık, salonun içine uzun gölgeler düşürüyordu. Mert, pencerenin önünde ayakta duruyor, ellerini sımsıkı kenetlemişti. Sanki ellerini bıraktığında tüm kelimeler dökülüp yere dağılacak, bir daha toplanamayacaktı.
“Bıraktığımız, bıraktığımız yerde değildir ya da
bulduğumuz, bıraktığımız kişi değildir.
Ve bazı aşklar, geri dönüldüğünde yalnızca bir yanılsamadan ibarettir.”
** Gençlik Aşkı
Hayat, bir yol ayrımıdır bazen; kimi yollar birleşir, kimi yollar sonsuza dek ayrılır.
Gidenler, ardında bıraktıklarıyla mı anılır, yoksa geride kalanların kurtuluşu mu olur? Bu soru, kalbin en kuytu köşelerinde yankılanır.
Gidenler, kaybettiklerimiz midir, yoksa bir anlık acıyla kurtulduklarımız mı? Her ayrılık, bir ders; her veda, bir aynadır ki, kendimizi ve gerçeği onda görürüz.
Lütfen önce videoyu izleyiniz.
/
Adam, öfkesini kontrol edemeyeceğini anladığı o en ağır anda, çocuğuna zerre zarar gelmesin diye kendi canını yakan yolu seçip evi terk ediyor. Bu bir kaçış değil; bir babanın kendinden bile evladını koruma iradesi, en zor imtihanın sessizliğidir.
Görünür Olmanın Yükü: Kadının Sosyal Medya Zorunluluğu
Çağımızda insanın elinde taşıdığı telefon, artık yalnızca bir iletişim aracı değil; kendi kimliğini sergilediği, görünürlüğünü kanıtladığı bir vitrin. Sosyal medya, hayatın sahnesini evlerimizin içine taşırken, özellikle kadınlar bu sahnede daha görünür, daha incelenir, daha tartışılır hâle geldi.
Kadın, bir fincan kahveyi bile paylaşırken aslında yalnızca o anı değil, kendi imajını da kurgular. Filtreler, estetik dokunuşlar, pozların arkasında gizlenen görünmez bir ses vardır: “Beni görün. Beni onaylayın.” Bu, çoğu zaman farkında olunmadan bir alışkanlığa dönüşür. Bir süre sonra, yaşanan anın kendisi değil, “paylaşılabilir” olması kıymet kazanır.
Yalnızlık, bir tül değil, bir kefen gibi sarar onu; boğmaz, ama nefesini keser. En mağrur yürek bile, bir anlık sevgi için ağlar. Bu ağlayış, onun en derin, en sessiz, en kırık ağıtıdır.
Güçlü kadınlar yalnız kalır; çünkü güçleri, onları hem taçlandırır hem lanetler. Ve bu, onların en hüzünlü kaderidir.
Güçlü kadın olmak, bir lanet gibi ağır gelir. Onlar, kalabalıkların hayran bakışları altında parlar, ama bu parlaklık bir tuzak gibidir.
YALNIZLIĞA TUTULAN NOTLAR: BİR ADAMIN KAYIP SABAHLARI
*** Bölüm 01: Yalnızlığa Uyanış
Bugün sensizliğin ilk sabahına sokakta uyandım.
Böyle olmasını istedim
Bir ilişkinin temeli güvendir; sessiz, görünmez ama en sağlam bağdır. Sözlerin, vaatlerin ve karşılıklı içtenliğin üzerine inşa edilir. Eğer bir kişi defalarca söz verir ve onları yerine getirmezse, o bağ yavaş yavaş çatlamaya başlar. Ve güven kaybolduğunda, geriye yalnızca boş bir yansıma kalır.
Biz hep “verilen söz tutulur” diyerek büyüdük. Söz sadece kelimelerden ibaret değildir; kalbin bir parçasıdır, ilişkinin sessiz bir teminatıdır. Tutulmadığında ise o teminat kırılır ve yavaş yavaş yok olur.
Sözler ihlal edildiğinde, ne kadar küçük bir kırılma gibi görünürse görünsün, etkisi derindir. İlk başta fark edilmeyen çatlaklar birikir, birikir ve sonunda ilişkiyi taşıyan sütunları yavaşça eritir. Güven, bir kez sarsıldığında, eskisi gibi geri gelmez. Çünkü insan, güvenin eksikliğini her an hisseder; bakışlarda, sessizlikte, sözlerin arkasındaki boşlukta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!