Korhan Külçe Şiirleri - Şair Korhan Külçe

0

TAKİPÇİ

Korhan Külçe

Durdu öğretmene;

Baba…
Sana böyle seslenmek hiç zor olmadı;
çünkü sen kapını bana
damat olduğum için değil,

Devamını Oku
Korhan Külçe

BÖLÜM 1 – SABAHIN SESSİZLİĞİ

Fethiye sabahları, dünyanın geri kalanından kopuk, sanki bir ressamın fırçasından çıkmış bir tablo gibiydi. Babadağ’ın yamaçları hâlâ sabahın serinliğiyle örtülmüş, zirveler hafif sis bulutlarının içinde kaybolmuştu. Limandaki balıkçı tekneleri sessizce halatlarını gerdiriyor, motorlarını çalıştırmadan önce denizin huzurlu nefesini dinliyordu. Tuzlu deniz kokusu, çarşıdaki taze ekmek ve çay buharıyla karışıyor, küçük taş sokaklardan gelen köpek havlamaları ve martı çığlıkları sabah sessizliğini tamamlıyordu.

Duygu, her sabah Çalış’taki küçük iskeleden kalkan motor tekneyle ofise gidiyordu. Tekne yolculuğu yalnızca bir ulaşım aracı değildi; o birkaç dakika, günün geri kalan karmaşasından uzaklaşmak, kendi düşüncelerine dalmak, sessizliğin içinde kaybolmak demekti. Limandan ayrılırken balıkçıların tekneleri üzerindeki ağları toplamasını, halatların gıcırdayışını ve sabah çayının dumanını izlemek ona tarifsiz bir huzur veriyordu.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Alain de Botton, bugünün dünyasını şöyle özetliyor: “Ben başardım, çünkü hak ettim.”

Kulağa müthiş geliyor. Çalış, erken kalk, hırslan, vazgeçme; başarı zaten kapıda! Ama bu cümlenin gizli yüzü var: Eğer başarı seninse, başarısızlık da senin ayıbın sayılıyor.

Eskiden fakirlik biraz talihsizlik olarak görülürdü. Bugün ise çok daha acımasız bir yaklaşım var: “Çalışsaydın sen de yapardın.” İşsizsen tembelsin, borcun varsa beceriksizsin.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Zamana yenilmiş…
Artık bir fotoğraf kadar sessiz o kadın.
Ne sesi var rüzgârda,
ne izi kaldı günlerin içinde.
Bir vakit gülüşüyle sabahı uyandıran,
bakışıyla akşamı susturan o kadın,

Devamını Oku
Korhan Külçe

Bir erkeğin hayatını anlamak için bir çok kritere bakılır ama onun gerçek hayat hikâyesi, birlikte yürümeyi seçtiği kadınla şekillenir. Çünkü erkek aslında kadın seçmez; yaşayacağı hayatı seçer. O hayatın sınırlarını, renklerini, estetiğini, ruhunu belirleyen de kadındır. Bir erkek hangi kadını yanına almışsa, hangi ruha gönlünü açmışsa, hangi zekâyı, hangi görgüyü ve hangi inceliği seçmişse, onun hayatının çerçevesi de budur.

Erkek bir kadınla hayatını birleştirdiğinde, yalnızca gönül bağını kurmuş olmaz; günlük hayatının bütün damarlarına da o kadın dokunur. Yediği yemekler, sofranın düzeni, evde çalan müzik, izlenen filmler, evin dekorasyonu, hatta erkeğin kendi giyim tarzı bile o kadınla birlikte şekillenir. Kimi zaman bir erkeğin odalarının boşluğunu, kimi zaman da sofralarının zenginliğini belirleyen bu seçimdir. Erkek iradesiyle var olur; ama onu zarafetle yoğurup hayatına anlam katan kadın yanındadır.

Çocukların yetiştirilme biçimi, verilen terbiye, aşılanan değerler de büyük ölçüde kadının ellerine emanettir. Erkeğin adını taşır; fakat o adın nasıl bir kişiliğe bürüneceği, nasıl bir geleceğe yürüneceği anneden gelir. Çocuğun vicdanı, görgüsü, inceliği, hatta hayallerinin rengi bile kadının yönlendirmesiyle şekillenir. Bu yüzden bir erkeğin seçtiği kadın, yalnızca kendi hayatının değil, aynı zamanda gelecek nesillerin de kaderidir.

Devamını Oku
Korhan Külçe

...Ve Kıvanç o sabahın sonunda, bunu nihayet anladı:
Bazı aşklar bitmez; sadece hatıraya dönüşür.
Ama hatıra da bir tür sadakattir.
Aşk, bazen bir insanı değil, o insanın bir zamanlar sende bıraktığı izi sevmektir.
Ve o iz, yaşamaya devam eder,
sen unutsan bile.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Bir gün gelir…
En çok sevdiğin kişi, en çok kaçtığın hatıraya dönüşür.
Bir ses, bir koku, bir gülüş… her şey seni ona götürür,
Ama yolun sonu hep kendine çıkar.

Çünkü insan, en derin yarasını kalbini en çok açtığı yerden alır.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Bir bakışın düştü zamanıma
Sessizlik bile güzelleşti o an.
Belki tesadüf dedim önce,
Sonra anladım:
Kader, adını fısıldamış kalbime çoktan.
Ve sen… tam zamanında geldin.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Kuki’ye
(Artık görmeyen küçük oğluma…)

Yağmur cama usul usul vuruyor.
Sokak lambasının sarı ışığı, sokağa değil de sanki zamanı aydınlatıyor.
Evde ayak sesleri yok; yalnızca Kuki’nin halının üzerinde yankılanan, tanıdık pati tıkırtıları…

Devamını Oku
Korhan Külçe

Sabah yine aynı sessizlik.
Pencerenin önünde oturuyorum. Güneş, karşı binanın duvarına tam o alışılmış açıyla vuruyor. Ne bir eksik, ne bir fazla. Zaman sanki her sabah aynı sahneyi yeniden oynatıyor bana. Düşünmemeye çalışıyorum. Ya da belki de gerçekten hiçbir şey düşünmüyorum. Belki bu hâlim, en dürüst hâlim.

Son zamanlarda insanların bana kızgın olduğunu hissediyorum. Bunu söylemelerine gerek yok. Bakışlarından belli. Sanki içlerinden biriken bir şey, yanımdan geçerken havaya karışıyor ve ben onu soluyorum. Nedenini tam olarak bilmiyorum. Belki sustuğum için… Belki de konuştuğumda doğru kelimeleri bulamadığım için. Bazen ağzımdan çıkan bir cümle, bambaşka bir kulakta yabancılaşıyor. Ben anlatmaya çalıştıkça, onlar daha çok uzaklaşıyor. Ve bir noktadan sonra anlatmanın da anlamı kalmıyor.

Hiçbir zaman kötü biri olmak istemedim.

Devamını Oku