Bir Kadının En Doğal Hakkı;
İster Tül, İster Mini, İsterse Patates Çuvalı
ARTIK SIKTI, DİMİ HANIMLAR
Kadın dediğin, gardırobunun efendisidir.
Kariyer sahibiyim, şairim, sanatçıyım
Güzelliğim dünyaya değer
Tüm bunlar bende, ışığım yeter
Ama Kocam en çok götümü sever
İşimde insanlara umut taşırım
BİR KADININ SON ERKEĞİ,
BİR ERKEĞİN SON KADINI OLMAK
Belki de aşkın en gerçek tanımı, yanlış insanlar ile eksilip doğru insanda yeniden tamamlanabilmektir.
Maalesef çoğumuz, hayatımızın aşkını genç yaşta bulup onunla bir ömür yürüyebilme şansına sahip olamıyoruz. Ya yanlış insanla karşılaşıyoruz, ya da o dönemin telaşı, aceleciliği ve olgunlaşmamış yanlarımız yüzünden biz yanlış kişiye dönüşüp elimizdeki o güzel ihtimali heba ediyoruz.
Patili bir çocuğa sahip olmanın en zor yanı; sabahın erken saatinde, uykulu gözlerle onu dışarı çıkarmak değildir.
Ne yağmur altında sırılsıklam olmak, ne ayazda titreyerek çişini yapmasını beklemek, ne de bütün yorgunluğuna rağmen defalarca kapıyı açmaktır.
Akşam dışarıdayken, onun evde seni beklediğini bilip huzursuzlanmak da değildir.
İşinin en yoğun anında çişini yaptırmak için eve yetişmek değildir.
Sıcakta, soğukta, yağmurda, rüzgârda onunla yürüyüp sonra koşar adım işine dönmek hiç değildir.
Bir erkek, eşinin sıcaklığından yoksun kaldığında, yüreğinde bir sızı uyanır; sessiz, ama derinden işleyen bir yara.
Özlem, bir zamanlar birlikte örülen anıların gölgesi gibi peşine takılır, usulca, ama inatla. Kadının gülüşü, bir bahar dalında açan çiçek gibi capcanlıyken, şimdi solgun bir hatıraya dönüşmüştür. O sıcak dokunuş, o bir anlık göz göze bakış, sanki bir rüyadan izler taşıyan uzak bir anı gibi kaybolmuştur.
Evin odaları, balkonun ona ait köşesi, bir vakitler sevgiyle dolup taşarken, şimdi soğuk bir boşlukla yankılanır. Duvarlar, kahkahaların ve fısıldaşmaların izlerini taşır, ama artık o izler, bir yabancının adımları gibi soğuk ve mesafelidir.
O zaman daha açık, daha sert ve saklanmadan söyleyelim:
Bugün ortada bir erkeklik krizi var.
Ama bu kriz “erkekler çok baskı altında” diye değil; erkekler sorumluluktan kaçmayı öğrendiği için var.
Birçok erkek, hayatında ne istediğini bilmiyor ama bir kadının hayatında yer kaplamaya çok hevesli.
Nermin bir zamanlar dansı nefes almak kadar doğal yaşardı.
Mutfakta çay kaynarken ayakları ritme girer, salonun ortasında dönerken saçları havanın hafifliğine karışırdı.
Müzik onun için sadece bir ses değil, kalbinin dışarıya açılan gizli penceresiydi.
Sonra bir gün…
Kimsenin tam anlayamadığı bir sessizlik çöktü içine.
Bazen birine kırıldığınız an değil,
ona kırılacak gücü bile kendinizde bulamadığınız an başlar kopuş.
Çünkü bir yerlerde sessizce şu duygu çöker: “Artık değmez.”
Öfke yorulur, sitem susar, hesap sorma isteği kül olur.
Kalbin kapıları gürültüsüzce kapanır;
Dikkat Önemli Uyarı: ''Karşınıza Yanlış Kadın'' çıkabilir
Adam, sabahı emekle karşılar;
Avuçlarında nasır, gözlerinde umut.
Her lokması alın terinden doğar,
Sabırla örülür yarınlarının umudu.
Lütfen videoyu öylesine açıp geçmeyin. Gözünüzü vererek izleyin…
/
Çünkü o iki bıcır kız, bugün takdir edilmeyi sonuna kadar hak eden genç kadınlar.
Kendilerini de, onları böyle yetiştiren ailelerini de tebrik etmek gerekir; zira bu çağda böylesi kızlar yetiştirmek ayrı bir başarı artık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!