Yaşayan biz değiliz aslında,
Yaşayan umutlarımızdır zamanı.
Tükenince umutlarımız,
Çöker üstümüze kara bulutlarımız.
Beni yalnızlığımın darağacına asmaya çalışanlar, bilmezler ki ölmediğini umutların.
Duyacaksın bir gün bir sonun sessizliğini
yüreğinde.
Ve o sonda öğüteceksin sıcaklığını
göz yaşları arasında.
Yol alacaksın sonun ötesine doğru
kendinden habersiz.
O, vatanı beklerken karda, kışta, yağmurda
Kalleşçe geldi davetsiz misafirler,
Kalleşlerin soğuk namlularından ard arda.
O anda aktı kırmızı göz yaşları
Yüreğinin altından.
Bir kendi duyabildi Allah dediğini.
Aşilmaz dalgalari
Taka geturur dize
Kır dümeni gidelum
Yeşil karadenize
Kemençenun sesine
Sesimizi sessizlik zanneder onlar.
Koşarlar dibi çıkmış bir hayalin ardından.
Örtmek içindir utançlarını kuru gürültülerle
Geçmişten dem vurmaları.
Aynı dili konuşmadığımız belli de,
Neden bir rüyanın gölgesinde uyumaları.
Korkular kadar eski gülüşlerimiz.
Yıldızlar kadar yakın bize rüyalar.
Ön sözümüzü onlar yazdılar da,
Son sözümüzü uyutup durdular karanlıklarda.
Pasaklı her gecenin sabahına güldüler.
Sebepsiz sebepler çalınca kapımızı,
O da biliyordu bunu,
Suçsuzdum.
Onun için,
Karşıma çıkmaya cesareti yoktu.
Telefonda öğrendim öldüğümü!
Ben suallerinin altında ezilirken iki büklüm,
Sen farkında olmadan
İpini çekmeye çalıştın aşkın.
Ve anlayınca kara cahilliğini aşktan yana,
Yol verdim suallerine suskunluğumla.
Güzelliğin senin olsun, çekil önümden be şaşkın.
Bu gece sen yağdın bu şehre gözlerimden.
Boğmaya çalıştığın bendim hayat damarım olup.
Sarılmışım üşümüşlüğüme gidiyorum.
Ben ölmedim şehir öldü benim için seninle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!