On Kasımdı o gün.
Toplandı devlet erkanı topyekun,
Atayı andılar.
Ama hiç utanmadılar!
Korkuyorlar, hem de çok korkuyorlar.
Uyanırsa uyuttukları
Biliyorlar ki dağıtacaklar kara bulutları.
O, vatanı beklerken karda, kışta, yağmurda
Kalleşçe geldi davetsiz misafirler,
Kalleşlerin soğuk namlularından ard arda.
O anda aktı kırmızı göz yaşları
Yüreğinin altından.
Bir kendi duyabildi Allah dediğini.
Aşilmaz dalgalari
Taka geturur dize
Kır dümeni gidelum
Yeşil karadenize
Kemençenun sesine
Sesimizi sessizlik zanneder onlar.
Koşarlar dibi çıkmış bir hayalin ardından.
Örtmek içindir utançlarını kuru gürültülerle
Geçmişten dem vurmaları.
Aynı dili konuşmadığımız belli de,
Neden bir rüyanın gölgesinde uyumaları.
Korkular kadar eski gülüşlerimiz.
Yıldızlar kadar yakın bize rüyalar.
Ön sözümüzü onlar yazdılar da,
Son sözümüzü uyutup durdular karanlıklarda.
Pasaklı her gecenin sabahına güldüler.
Sebepsiz sebepler çalınca kapımızı,
O da biliyordu bunu,
Suçsuzdum.
Onun için,
Karşıma çıkmaya cesareti yoktu.
Telefonda öğrendim öldüğümü!
Nisan yağmuru yemiş sokak çocukları gibi
Eğdi başını gölge,
Dövünüp durdu gün boyu Güneş'in varlığından habersiz.
Alışmıştı alışkanlıklarına su vermeye
Kesilince su sesleri ağladı terbiyesiz.
Bir daha sevmem tövbe.
Bir daha dinlemem duygularımı.
Yansam da yalnızlık denen ateşe,
Bir daha aşık olmayacağım,
Sana olduğum gibi.
Voltajım yükseliyor bir anda.
Çarpılıyorum akımına adam akıllı.
Yıllardır su görmeyen çorak topraklara
dönüyor dilim.
Yıldırımlar yağıyor yüreğime.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!