Eskilerden hep buruk tatlar.
Geçmişimizden dizili acılar.
Öylesine avucumda yalnızlık.
Kalın duvarlar etrafımda azıcık.
Neden duvarların ardı görülmez.
İnsanların yüzleri belli belirsiz.
Hasretin erdemi, özlüyorum demek.
Derinden akıyorsa göz yaşın.
Yaraların depreşse acı vererek.
Üzülmek, ağlamak değil mahcubiyetin.
Anlamazın, bilmezin dökülmez dilinde.
Sevmenin melodisi dökülmez bilesin.
Kolay değil iyilik, iyileri kolay sanma.
Gücü var sessiz kaldıysa onu korkak sanma.
Saygı gösterir belki düzelirsin diye.
Evet kolay affeder oda büyüklüğündendir.
Bu kadar sabır gösterdiği insansa.
Sen beni nasıl sevdin bilmiyorum.
Her ne varsa ilgiliydi hep senin.
Tanıdığım hiçbir hisse benzetemedim.
Olmazları anlamaktan, kaldın ötede.
Her acını geçmiş, gelecek her ne.
Bedeli beni acıtmak, gitti hoşuna.
Aramasın artık yokum buralarda dert.
Ah çekecek kadar bile kalmadı takat.
Ağzımda çıkacak tek kelime var yorgun.
Kalmadı günler bayram, doğduğum gün.
En kötüsünü yapıp, seçtiğiniz o gün.
Sensizim, içimde uykuları kaçan benim Mira
Gözlerindeki sürgünüm, bin yılı yaşadığımı.
Bir türlü güneş doğmuyor dağın ardında.
Deli eder elli yıllık kalp senin sükûnetin lazım.
Halbuki ne kolay, olmasa devşirme güvensizlik.
Her şey gibi en temelinden zorlaştırmış olacak.
Bir hayli kırgınım nasıl olsa herkes biliyor.
Anlamasın diye kimse alabildiğine gülüyor.
Durmadan duraksamadan, şakalar yapıyorum.
Nasılsın diye soruyorlar hızlıca cevap veriyorum.
Korkuyorum duraklarsam uzun uzun ağlayacağım.
Ağlamak ne güzelmiş, ağlayamıyorsan meğer sem.
Bi haberdir ruhum artık, sessizliğin verdiği korkunun.
Aynanın önünden nasıl geçer konuşurken dudağın,
Cana hasret nasıl bakarsın dökülmez dilinden kelimeler.
Nasıl olmuş dersin için için durup dururken cevap gelir.
Bilemezler nasıl hükümsüz kalmışsın gün boyu ansızın.
Tenhalık kazırsın bir kere yüklenmiş, dolmuş fırtınalar.
Gördüğün gibi artık değilim.
Hükümsüz karabalıklar içinde.
Farkı yokmuş bir bir anladım.
Farklı bakmak evet suçum.
En zor zamanlar sade benim.
Yenilmek olasıydı bir parça mas mavi denize, kaldık hasret.
Baltalılar ormana girdide, maviyi gördük, ormandan olduk.
Usulca ağaçları yalayarak giden nehirlerimizde, kalmadı baht.
Çok gerilerde kaldı zaman geldi geçti olamadık biz çok.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!