Nasıl mı bekledim seni, gidişin gibi gelişini.
Önce gözlerin benden gitti sonrada, ben ardından.
Çalma kapımı çöreklesin yüreğime hasretin.
Seven gider mi sandın bırakıp ta böyle seveni.
Zifiri karanlıklarda doğurdun sen bak günümü.
Sen beni sevmedin sevmek mi senin neyine.
Sensizdi gülen yüzüm gözlerim avuçladı hasreti.
Dile gelse suskun kışın ardına saklandığım ağaç mı?
Hangi denize yelken açmak için kurduğum düşte.
Bir bendim yalnız kalıp, yelkenliyi açılan düşte.
Gidersem uzaklara mesafemiz kısalır nedense.
Kırgınlığım kızgınlığım gitti kaldılar senle sahilde.
Derin uykularda koşmak istediğim yer bulamadım.
Kim söyledi yetişmek imkânsız koştuklarım.
Artık yürümek bile günah, durmak en evla.
Yorgan sarmaz sona geldim yine bu akşamda.
Düşmedim ansızın zaten kuyuya, Yusuf gibi.
Güz göçümü bu giderler, oysaki göçtüler zaten.
Yıkıldı bu şehir, sokaklar tenha aç ve açıkta.
Dağ gibi olsa da ben zaten altındaydım yükün.
Belki yazılı değildi kavlimiz altın varaklarda.
Ama andımız çocukluktan kalma bir tekerleme.
Bozanın, uymayanın başına fena olaylar gelmekte.
Suda yansıyan aksimiz, bir bulut olduk şimdi biz.
Kaldık işte burada içimizde kaldı coşkun bir göç.
Uzun zaman yeminimiz dönmemeye, kaldık geride.
Kıskanırdı bulutlar eminim, göstergeler elimde.
Kuşlar göç etmeyi bırakır, sesi soluğu diner rüzgârın.
Bilmedim halimiz, ahvalimiz nasıl kaldı elimizde.
Göçüyorlar bir bir bilmedikleri ülkeye.
Giymişler bilmediğim görmediğim elbiseleri.
Hep beraber değil teker teker gitmeleri.
Gün öğle sonu kimi akşam kırılır belim.
Saydım saya kaldım parmakları yetmedi.
Mor dağların ardı gibi boş oldu evim.
Gökyüzü ne güzel renklerini bürünmüş.
Gitmeseydiniz kalsaydınız göçebe kuşlar.
Yıldızları götürmeyin kanadınızla takılılar.
Buralar geceleri daha bir dumanlı olur.
Güvensiz ay bazen görünür bazen kaybolur.
Aydınlık günlerimiz kısalıyor, daha ne kadar sürer.
Biri göç etmiş bilmem nerde.
Giderken almış eski günleri de.
Tebessüm ettiğim anılarım nerde.
Yalnızca bilirim, keşke bilmeseydim.
Hatıralar sız göz yaşı tufanıyla taşınır.
Birileri giderken iyi ki götürdü geçmiş günleri.
Yalnızca ben bilirim sere serpe olmuş ovaları.
Göl kenarına birikmiş anıları, istemiyorum artık.
Süzülmüştü bir zaman kuğu, o orman benim.
Susuyorum içimden, dışımdan eziyettir bana.
Bugün yağmur yağsa, fırtına kopsa.
Bilircesine içimdeki yangını, anlasa.
Gök yüzü mavi, bana nispetmiş gibi.
Yapmasa olsa yer, gök yağmur ve çamur.
Leyleklerin lakırdıları beni çok yoruyor.
Unutmak istiyorum, unutmak ne de uzak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!