Çam kokusu burnumda.
Testere, talaşı dağıttığında.
Çivi sesiyle birleşti, her parça.
Ev, kapı, pencere bir arada.
Zanaatı küçük yaşta öğrendim.
Ustam yanımdaydı, ellerim.
Yar gitmiş, benim şimdim olmuş kara kış.
Elimde kaldı buz, taşır hasretini eskilerin.
Yüzümde güller mi açar sanmış.
Bıraktığı hüznü nasıl fark etmemiş.
Kar kesseydi yolu şimdi niye yağar.
Dizini kırıp oturacak yâri engelleseydi bari.
Ama gelme dedim sana Mira.
Rüyalarımda ne işin var.
Kalmadı neşem, diz boyu kederim.
Ölümüne harcadığım uğruna.
Sevap almak için götürdüğün.
Akşamı, sabahı ettiğim.
Talihin eski işi, yumruk attırır beton duvara.
Bir çöküştür; yolda mahsur kaldı onca mimarı.
Benim için olsa kaçarı yok yükseliş olmalı.
Bahçemize kır çiçekleri doldu menekşedir her yanı.
Bu güzellik bahardır kış git artık nerde kaldın.
Kışı da çok severdim lakin durmana gerek yok.
Ama sen, böyle başına buyruk uzaklarda.
Saçma yemiş güvercin gibi kanatlarından, oldun da.
Gitme dedikçe sana; insan aradın kahkahaların ardında.
İki ayak üstünde durdu diye, yürüyen benzetin insana.
Gitme ey kalbim yabanın, hoyratın; hep kaldın içinde.
Buda mı sana olmaz ders, tarih tekerrürle işlemez.
Denize bakıyorum içimde kalmış bin hasret.
Gitsem hasret duyar mı sevdiklerim, özler mi.
Ama hasretten nasılsa, bana dediler kimse ölmez.
Yaşarken kendimden biliyorum ölmüyor gerçekten.
Yaşamak gibi geliyor her şey biraz, öylece.
Su akıyor, deniz dalgalarıyla sahili dövüyor durmadan.
Ben belki de çok uzağa gittim, haberim yok.
Birer birer açılan gülüşleri gördüğüm yok.
O yüzdendir belki de bir sonbaharın içindeyim.
Sevilmeyen bir kalbe girmek uzaktan çok zor.
Nede olsa uzaksın, hatalar yanlışlıklar gizli ardında.
İhanetler yaşatırken cehennemi, üzüntü dudağında.
Bir veda sonrasıdır düşmez ki gül yüreğime.
Taş değer ayağıma tökezlerim bayırda, düzde.
İçim nehir olmuş akan seldir, bayırdan aşağı.
Duymayacaksın öldüğümü, ben öldüğümde.
Bakma yüzüme, kan çekildi ruhum bak serseri.
Gitmek için yanına bahane bulmak dileği.
Kar yağsın artık çokça bu ümitlerin üstüne.
Benden kısa kaldı uzun uzadıya bana lazım.
El gibi bata çıkacağım, yol artık istemem.
Soğuk buz gibi elleri tutmak ürperti verir.
Sarılı kalmış meyan kökleri çare olmaz.
Mide bulantısı ve de baş ağrıları getirir.
En son ben bulaştım maviye.
Fırsat istemem bu son perde.
Sürüklendiğim keşmekeşe.
Çölde salındım serap nerde.
Türlü türlü düştük hallere.
Arzumu çektim gitsin artık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!