Konuşurum var ‘bir’ ağzım.
Dinlerim ‘iki’ kulakla.
Üç’ü bulmak için bir ekle.
Kedi düşer ‘dört’ ayakla!
İş tutarız ‘beş’ parmakla.
‘Altı’ sanki düşen damla.
Kalbin başka atar, dardaysa millet.
Esaret altında yaşamak zillet.
Hak vaad ediyor yeriniz cennet,
Urbayı kefence giyen şehidim.
Rabbin gönderdiği beyan uğruna,
Şehide ölmüş denmez, bu bir Hak sözü,
Cumaziye annenin dolmasın gözü.
Karşımızda durmuşta Emre’nin yüzü,
Gülüyor Şehit Emre Bolat gülüyor.
Bu eğitim yuvası taşır adını.
Doğdu Sivrihisar Hortu köyünde,
Dünyayı dolaştı nükte ününde.
Nasrettin Hoca’yla güldü yüzümüz,
Latifeyle cici bici sözümüz.
Ne’sin sen?
Girip de can evime yerleşen.
En meşgul zamanımda,
Beni böyle eli boş yapan.
En eli boş günümde beni,
Boğup, boğup terleten hüznüm.
Küçük mavi bir kuştu;
Kanatları güçlüydü.
Hayatını mavilikte bulmuştu,
Uçması ne olağanüstüydü.
Küçük mavi bir kuştu;
Eylül, ekim, kasım ayı,
Sarılar bezer doğayı.
Ek tarlayı, çiftçi dayı.
Kuralım artık sobayı.
Aralık, ocak, şubat kış.
Geceye gizlenir eşya, boşluklar büyür.
Issızlık çöle döner, yansız ve yönsüz.
İçimdeki sesleri dinlerim karanlığın duldasında.
Tenimi titreten bir rüzgâr essin isterim;
Ruhumdaki kekreliği dağıtsın,
Bir dal kıpırdatsın,
Bir meşum ahvale düştük sormayın.
Başımıza bir garabet çöktü gidiyor.
Bu gidişi sakın şerre yormayın.
Bütün hünerini döktü gidiyor!
Bürokrat zorbası koltuğa kondu.
Kış ağırdı, çok yağdı kar.
Kapanıp açıldı yollar.
Bu yıl gecikti bahar,
Depreşir oldu duygular.
Buzlar erir şıpır şıpır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!