Bir bozkır sessizliği ve sadeliğinde doğdu,
Zayıf ve güçsüzdü,
Tanrının yalnız bırakmayacağını gördü,
Annesinin yüzü ve ellerinde sevginin kudretini duyumsadı.
Bir göz odada iki hayatın sıcaklığını hissetti hayatının en körpe yıllarında.
Haksızca zedelenen ruhunu dinlemeyi öğrendi.
Konuşurum var ‘bir’ ağzım.
Dinlerim ‘iki’ kulakla.
Üç’ü bulmak için bir ekle.
Kedi düşer ‘dört’ ayakla!
İş tutarız ‘beş’ parmakla.
‘Altı’ sanki düşen damla.
Kalbin başka atar, dardaysa millet.
Esaret altında yaşamak zillet.
Hak vaad ediyor yeriniz cennet,
Urbayı kefence giyen şehidim.
Rabbin gönderdiği beyan uğruna,
Şehide ölmüş denmez, bu bir Hak sözü,
Cumaziye annenin dolmasın gözü.
Karşımızda durmuşta Emre’nin yüzü,
Gülüyor Şehit Emre Bolat gülüyor.
Bu eğitim yuvası taşır adını.
Gurbetimi sıla bildim,
Sevdalıyım Kırşehir’e!
Ömrüme pusula bildim,
Sevdalıyım Kırşehir’e!
Arzda nizam Ahi Evran,
Hafiye misali yaşar,
Adap bilmez haddi aşar.
Zırvasına kendi şaşar,
Taşkınlığı yakışıyor.
Kırar, döker hüner sanır,
Yüzüne baktığımda sessiz kelimelerdi okuduğum,
Asra yakın bir hikâyenin dibacesiydi,
En yalın ve dokunaklı anlamların ifadesiydi,
En derine işleyen bir sızıydı duyduğum.
Tufanı dinmiş bir dağ başı sessizliği,
Dinlesin iyice dostum, düşmanım;
Bir iş ki başıma geldi yanarım!
Tedbirsizlik ettim hayli pişmanım;
Androidim zayi oldu yanarım!
Cihazla birlikte aklımda gitti,
Zülfi yâre değelim, yapalım bir izahı,
Eğri otur diyelim, doğru anla mizahı.
Fincancı ürkütelim, yapalım girizgâhı.
Dosta ayan edelim içimizde gezeni,
Fikrimizi çeliyor ‘yeni dünya düzeni’.
Mevsim kış.
Yolculuk var.
Önümüz bahar.
Kıpırdanır umutlar.
Cemreden sonra bahar.
Karadan sonra meneviş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!