Hiç zor olmayacak inan,
Ölüp ölüp dirildiğin an..!
Bana benzeyeceğin zamandan bahsediyorum.
Hani o hep uzak kalmak istediğin bana..!
Sen aynı sen, masa aynı masa
Keyfin şimdi kekâ ama, ya sonra ?
Encam kaka olacak madam.. encam kaka...
“dediğim aynıyla vaki
öyle bir geçer zaman ki,”
Ve inan ki, bir gün gelecek
Hayatın hâyu-hûyu,
Masumun ahı, gadabın hududu seni kollarına alacak
Sıkı sıkı saracak, sıkacak ha sıkacak
Sen kaçtıkça o yakalayacak
Sen çıkmak istedikçe o batıracak
Garip olansa, hayat ne sana ne de bana dürüst davranmayacak..
O, bu, şu sinsice dört koldan saldıracak
Teke tek değil, teke çok gelecekler
Arkandan vurulacaksın
Başlangıçta anlamazsın
Sonrası oldukça acı gelecek
Dudağının ucuyla buruk buruk gülümseyip, haksızlığa uğradığını düşüneceksin
Kendinden bile şüphe edeceksin..
Sonra nasıl bu hale geldiğini anlayamayacaksın
İyikide anlayamayacaksın
Anlayacak olsan, dayanamayacak olursun.
Bir gün, birden bire aniden
Nasıl olduğunu bile bilemeden
Uzaklaşmak, kaçmak istediğin ne varsa,
Biri-ikisi, üçü- beşi
Varılmayacak en son kişi
Kucağında bulacaksın kendini.
Mecburen elinden tutacaksın
Kimin elidir umursamayacaksın
Bir müddet her şey güzel olacakmış gibi geçecek.
Pasta ve yemek tarifleri vereceksin komşularına
Biraz da hamaratsın ya
Ve birazda becerikli
Gözlerin türkan şorayın gözleri,
Dişlerin zeki mürenin dişleri
Güzelsin ya hani,
Seni beğenmeyen eltine küsecek, görümcene darılacaksın vesairi..
Örgü, nakış, dikiş işleri
Sonra belki zıbın-patik meseleleri.
Anılarla dümdüz yollarının kesiştiği her akşam vakti,
Arsız yüzlü bir adamı karşılayacaksın mecburi
Adam ki, bir mezarlık meczubu
“Uğruna terk ettiğimin karşılığı bu mu ?”
Diyerek nutkun tutulacak ve yutkunacaksın.
Gerçi hakkıyla söylemek gerekirse,
Yolunuz biraz aynı yol
Sigara dumanı bol
Ekmek aş, sıcak soba
Aybaşı maaş, dört bacaklı masa
Ortasında kül tablası, meyve sepeti
Yandaş kanallar eşliğinde ülkeyi kurtarma, abalıya vurma muhabbeti
Aslında bunlar seni rahatsız etmez
Sevindirmezde
Ama kılın da kıpırdamaz
İyikide kıpırdamaz
Söz aramızda bir ara neredeyse mutlu olacağını sanacaksın..
Öyleya... eskidende sen bunların bir kısmını yapagelmişlerle düşüp kalkmaya özenirdin.
Yani az kağvaşe değildin.
Ama bunlar sadece küçük birer ayrıntı
Senin değiştireceğini sandığın başka şeylerin olacak...
Belki her şey değişti de, değişecek bir şey kalmadı
Oysa değişen çok şey vardı
Aslında değişmeyen bir ben kalmıştım
Sen göremedin!
Görsen zaten değişmezdin
İşte bu yüzden kahredeceksin.
Biraz daha zaman zuhur edecek, günler geceleri getirecek
Geceler bir türlü nuru getirmeyecek.
Sonra ne mi olacak ?
Vahlar, eyvahlar çare olmayacak
Derdini söylemeye yer bulunmayacak
Kuşlar konmayacak pencerene
Mesela, akşamki mehtabın ehemmiyeti olmayacak
O küçük benefşe hayali terk edecek seni
Kurulu bir çadırın bile kalmayacak
Denizlerin rengi yeşile dönecek
Yağmur düşmeyecek bir daha şehrine
Şemsiyeye bile ihtiyacın olmayacak
O eski çınarların dibindeki anılar gelmeyecek aklına
Aslında hatırlamak isteyeceksin lakin,
Gayri ruhun ve bedeninle beraber hafızan da derbederdir .
Çayın acır
Yüreğin soğur
Bardağın la bir, sonsuzluğun kirlenir
Kim bilir,
Belki tüm geçmişin terk eder seni
Ve bir başına kalırsın.
Hani, her zaman terk eden suçlu değildir bilirsin
Her terk edilenin masum olmadığı gibi..
Ve en sonunda sadece biri
Yıllar sonra sadece biri
Görünürde yitirilmiş hayatın sahibi
Kimbilir neden aklına düşecek aniden
Kendin bile fark etmeden
Karşısına çıkacaksın yeniden
Aranızdaki mesafeleri hesaplamak isteyeceksin
Geçmişin ölçülerini çıkartacaksın
Ve kendi hayatının da yitirilmiş olduğunu fark edeceksin.
Birden bire acın büyüyecek
Ciğerin yanacak
Ve korkarım iş işten geçmiş olacak.
Son bir hamleyle canını dişine takıp,
Bir zamanlar var olmuş olduğunuz kente tutunmak isteyeceksin
Olmadık bahaneler uyduracaksın
Yalvar yakar ağlayacaksın
Yine hiç bir zaman tutmadığın sözlerden vereceksin
Sadık kalamadığın yeminler edeceksin, antlar içeceksin...
Namussuz kalbin
Çatal dilin
Bir ileri bir geri tutukluk yapan sevdan utanacak
Utanacak yüzün, gözlerin, ellerin
Köşebucak saklanacak yer arayacaksın
Utanacaksın!
Bilemiyorum belkide hiç utanmayacaksın...
Evet, değiştireyim derken değişmiştin farketmemiştin
Fark ettiğinde yıkılacaksın
O şehir değişmiş olacak, fark edeceksin
Ben hiç değişmemiş kalacağım göreceksin
İşte sen asıl o an öleceksin.
3 şubat 2013
(erzurum-İspir-Laleli)
Not;
Saat 02:40, eksi bilmem kaç
Gönlüm yılgın, kalbim yorgun, karnım aç.
Dışarıda kar yağıyor, ayaklarım yalın
Sırtımda bir atletle balkondayım
Üşümüyorum, üşümüyorum çünkü derdim kalın...
Ali Ejder
Kayıt Tarihi : 3.07.2018 00:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!