Özümden hasretin yok gideceği
Yeşil yaprak değil sevda çiçeği
Kana kana içsen yok biteceği
Gönülde demlenmiş çaya benziyor
Dörtnala kaçan kısraktan doğan
Ayrılık bulutları bile ağlatır
Yaprakları düşürür sarartır
Gönlüne bir kucak köz bağlatır
Ayrılık acısı yaraları dağlatır
Yağmur kırgın yere düşerken
Bulut ayrılığa dayanmaz ağlar
Damlalar düşünce bozulur bağlar
Yeşilken bozkıra dönünce dağlar
Yar başa çiçekten taçlar bağlama
Çok kıskanır oldum gördüm kelleri
Hasretten kavrulup kapkara olan
Kokusu yemenden burnuna dolan
Kahveyi içince tel vede zulan
Fincanda resmini falı özledim
Kışta kaldın da bahara kaçmadın
Havaya atsam yel yağmur fırtına saçıp
Toprağa gömsem seni mezardan kaçıp
İçime atsam seni kabına sığmayıp taşıp
Taşanlardan şiir olup bana dönecektin
Derelere attım seni nehirden denize gittin
Baharda boranda kaldı gönlüm
Üşüdüm yandım yandım söndüm
Buzdan çıkmış som çeliğe döndüm
Bana ne zaman gelirsin, büküldüm
Özlemine hasretine içimde doydum
Kalbimi kırınca küstüm ki sana
Ucu yanık mektup salsan barışmam
Karşımdan gelirsen bakmam ki sana
Hasretle ciğerimi delsen barışmam
İnandım ne dedinse sözlerine
Gözlerine baktım içimi yaktın
Pınarın başında beklerim seni
Göcek degil yedi veren başaktın
Degirmen başında beklerim seni
Sevgi filiz veren çiçeğe benzer
Beklesem kuru odunda yaprak çıkar mı?
Örülü beton duvar yüzüme güler mi?
Taşların içindeki filiz çiçek açar mı?
Beklesem sevilen insan sever mi?
Beklesem batan güneş sabah doğar mı?
Gönlündeki ocakta pişmiyor aşım
Bedenin üstünde durmuyor başım
Gece yatınca yastığıma doldu taşım
Sensiz uykuyu yitirdi benim başım
Gözümün üstünde kalmadı kaşım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!