Kamil Çağlar Şiirleri - Şair Kamil Çağlar

Kamil Çağlar

bakıp kalırsın bazen, en zorun en kolayı
bulandıktan sonra durulan göldeki hanyayı!
en derinlerden gelen acı vurgunun kurbanı,
yüzüne yansıyan dalganın, dargın kalanı...
farkındasın, biliyorsun sana hayran olanları
gerisini boşver, 'lamelif' ve 'ye'den ibaret alayı!

Devamını Oku
Kamil Çağlar

'bam' diye sızılardı,
bağlamanın en kalın teli!
bam diye, yürek dağlardı!
bir garibe, buruk bir yetime
yolunu kaybetmiş serkeşe
uzanan eller titrerdi..

Devamını Oku
Kamil Çağlar

limon ağacının tanelerini izlerken,
tan yeri yeni ağardı
gölgeler uzadı, dalların üzerine
gölgelerin karanlığı çöreklendi,
sarı sarı limon çiçeklerine..

Devamını Oku
Kamil Çağlar

mağrur duruşumda yok bir nebze sahtelik
sessizce bekleyişimden belli, tek sahnelik
keremi yüklenmiş sırtıma, sanma ki adı âsilik
yürürüz elbet yürürüz de, bunun sonu âdilik!

10.03.2024/15.50

Devamını Oku
Kamil Çağlar

uykulu
çapaklı
göz kapaklarımın arasından bakarken
gördüm seni..
ve gelip,
geçtim hayatından

Devamını Oku
Kamil Çağlar

her mavinin, her damlanın su olamadığı
ve her suyun gölleşemediği o diyarın,
saltanatını sürerdin sen sultanım !
saltanatına sürerdin ellerini ey sultanım..
biraz evvel avucundan uçuverdi bir kuş;
avucundan kanatlandı bir ak güvercin !

Devamını Oku
Kamil Çağlar

çıkıp neşemi aradım bugün, bu sabah.
geceden aydınlığa kadar beslediğim.
suskun dudaklarına muhtaç, ah bu küstah !
üzgün gözlerle bekleyip durdu mecalim.

cinnete beş kala, cinayeti üç geçe.

Devamını Oku
Kamil Çağlar

sabah olur şafak vakti, yorgun gözler.
méd'i-kâl gizler elbette, bir gün gizler!
ağaç yaprakları üzgün, solgun güzler.
méd'i-kâl izler elbette, bir gün izler!

ayrılıklar damlar, soğuk sokaklara.

Devamını Oku
Kamil Çağlar

bâtın zâhir oldu, annenin yüzünde.
méd'i-kâl doğar elbette, bir gün doğar!
üm sevdi onu, baba sever gönlünde.
méd'i-kâl yaşar elbette, bir gün yaşar!

daha doğmadan değdi, canına Kur'an.

Devamını Oku
Kamil Çağlar

bazı sabahlar tuzlu yosun kokar
bazen yeni yeşermiş çam fidanı
bir ümit coşar çoğu zaman,
bıkkın sabahlarda mazlum seslerine..
barut kokusu solunan sisli dağları olur
zafer naraları arasında, kanayan yaraları!

Devamını Oku