önceden di herşey, çok önceden !
sokaklarda, meydanlarda yakılırdı ateşler;
kaldırım taşlarındaki taburelerde,
yelkenler biçilir, dikilirdi mehteranla !
pet şişedeki sudan alınan abdestler
yoksa, yoksa topraktan teyemmüm
aklın yorulduğu sahnede,
mimiklerin yansır zalime !
evvelâ nefret lütfet, garîb;
ülfet peşin sıra, pek harâb!
seher vakti, bir sefer mümbit,
rüzgarın nazına aldırmayan dalgalar üstünde
gözlerimi gönderdim bu sabah..
bakışlarımı taşıdılar, biraz da üzgün!
ayasofyanın çehresine aldandı hürmetim
bilmem, sana mı kandı yüreğim
ânın alnıma yapıştırdığı alın yazıma mı?
görmek lazım hilkâti, bilmek gerek.
boşa kürek çekmeden gitmek gerek.
analar doğurdu genç, alkış gerek.
gün görmemiş sözlere, ısrar gerek.
duyasın eren, gönül neler söyler.
klik milik takmaz, tanımaz ordumuz.
asırlardır süren gizli yolumuz.
gurur, şerefle taşıyor omzumuz.
al bayrağın gölgesinde sonumuz.
her gün ve her an, her zaman ölürüz.
zorla nefes almaktayız, renksiz heyecanla
köleleşmişiz, sömürgecimiz koca dünya !
can suyu bekleyen yeni dikilmiş fidanla
güneşe muhtaç kalmışız, yaşıyoruz zanla !
gözün ucuyla baktık, kapının kenarında
adımlar atar gibi sallandık, korka korka !
birer birer can veriyorken bombalar altında
İslam fıtratı üzerine doğ(urul)muş yavrular.
yokken, yoksunken bir yudum/bardak sudan,
bir lokma/dilim kuru ekmek, bir yardım elinden!
içelim biz, fahiş fiyatlı lüks otellerde kahvemizi
bacak bacak üstüne atmış, İslam'ı konuşurken!
zora zor, kora kor hisseli sevda.
size çimen, bize de kıraç düştü!
yaza yaz, kışa kış utanmaz yolda.
size toprak, bize de çatak düştü!
nefes nefes kapı eşiğindeyiz.
mavi göz bebeklerinin
ışıltısı yansırdı yüzüme,
utanır bakamazdım.
kol kola, çayda çırayla
nara niri, nara nara..
el vuruşup oynaşırken,
sandım ezelin ebede borcudur.
borcu olmasa da taşın harcıdır.
ebed ne, zaman banisi hancıdır.
çay ve dostun hatırası yolcudur.
bir yudum sen çek, bir yudum da hancı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!