baktım ki daha gökkuşağına vakit var
yağmur yağmamış henüz çisil çisil
yağmur yağarken güneş açmamış
bir de yol yürünmemiş toprak mı toprak
çamur bulaşacak diye paça sıvanmamış
güvendiğim bir ikindi öncesinde
gücendim sana, toprağına, taşına..
gücendim kemençe yayına, bağlama payına.
gücendim sana su damlası...
bırak biraz, bırak biraz da dursun !
ruhuma sardı dermanım, sana olan derdim.
ağır tahrik altında çakan,
şimşek gibi çıktın karşıma.
göklerden dolu dolu yağan,
yumruk gibi indin göğsüme!
zora gelince pır pır kaçan,
her gül bahçesi, senin gibi kokmaz.
hasret bağında, gül dalında solmaz.
el koynunda gül, mis gibi yaşamaz.
kendini ziyan etme, güzel kızım !
doğrular tahtında dur, dur gül kızım !
esrâ'm ol, gülistânımda kaybetmişim kendimi
içtiğim şehâdet şerbeti midir? yoksa damla,
damla dudakları ıslatan âh bu âb-ı hâyat mı?
ey kul, bir nefes cânından ziyâde bir avuç duâ
yetmez mi sana, Râb kor eyledi kalbini, rûha !
zannı bir hôş, gâmı ayrılık kokusuna sinmiş,
sürüsüyle çullandı başıma
leş kargaları
bir an sendeleyip de yere düşmeme aldanarak
bir an
boş bulunmama
___________kanarak...
içine zehir damlatılmış,
bir bardak su içtim ben..
yılan zehiri !
tövbesiz, besmelesiz çocuk sahibi oldum..
kısık gözlerimi aralayıp çevreme baktığımda
dağılmaya yüz tutmuş sisler içinde kaldım..
ben senin, benim için olan varlığından mutluyum
sıkma canını
saklayacak bir şeylerim olmadı
ve iyilik yapmaya devam ettim, sen de öyle ol..
ama hiçbir zaman vazgeçmedim
tavrın naif, yüzün sert.
el aldın, hak yolunda.
ulu soyda, can bir fert.
şehd oldun, keş dağında!
senden ne şüphe, ne dert.
şöyle bir deniz tarafından baktım bu akşam
güneşin batışını izlerken, gelip geçti gönlüm
geleceği planladım, geçmişi derleyip topladım
bandırmanın alacalığına bıraktım sorunlarımı!
kararında kaynamış şerbet kıvamındaki ömrüm
biraz kırmızı biraz da beyaz renkli üzüm tadında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!