devranın başı döner geçmiş zaman olur da;
kervansız han, çerçisiz pazar dolu olur mu?
vardır tabi ki bir haysiyetsiz, rezil vezir !
baktığında cansız silüet belirir, kâhir.
sebeptir elbet cebin sıkıntısı, el mahkûm !
hadi bir de peşine sürüsünü koyalım;
sesini duyuyorum, kayalıklardan sesini
şavkına muştusunu anlatıyor bin hevesle
sesini duyuyorum, denizden gelen esinti
dalga dalga seni taşıyor delirmiş yürekle !
uzaklardan bir atlı müjdesini getiriyor
içimde tövbe eden pişmanlıklar,
soframdan yere düşmüş kırıntılar.
yolunda giden, kısmetli deyişler,
ha telinde saz, ha ağuçta dua!
gönülde gülen göze hürmetliler,
giderken,
üzerinden pullu ışıltılar döküldü eteklerinden. tepeden tırnağa aydınlandı zerafet, gözlerinde masumların.
namussuzlara inat, imansızlara nispet !
çantanın içinde iç çekişlerim,
dışında zor renklerin izdüşümü.
ey gönlümün âsarı, men masûmum.
serden geçtim, gülmedi hâlâ Kâsım !
hele kaldır peçen, görsün bir gözüm.
kim deyiş deye, kim? duymaz susarım !
ey canımın cânânı, kan kardaşım.
..bazen siyah gökyüzünde,
lacivert sevdalar arar gözlerim..
..bitmez bir kinin ortasındayım,
doğru söze, doğru yüze hasretim..
..kimin elinden tuttuysam özlemle,
göğsüme çarpa çarpa öğrendim..
elma gibi kızarmış yanakların.
kiraz gibi kırmızı dudakların.
hanımeli kokar, kızıl saçların.
sen ağlama, hep gül kınalı gelin.
bahtın pek açık, kısmetin çok olsun.
korkularım var imdat
sürmeyin yaralara
merhem diye istibdat
dayanmaz acılara !
korkularım var heyhat
kaç paralık adamların karanlık sezonunda,
kıyılmış kağıt parçalarının içinde yaşıyoruz!
sık konuşan yalancılara bakmaktan mutluyken
kayıp kişiliklerin zor yamacında hüzünlüyüz..
gülüyorlar, çeşitli tören sıralarında ama acayip
yanlarında hep görmeye alıştığımız kör mizah!
göklerde sonsuzluktur, baş kaldırış.
baş kaldır da gör, bu büyük uyanış.
şu mavide, çizilen son dik duruş,
İstanbul'a sembol olasın kule !
koç başı mağrur, çeribaşı durgun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!