birlikte incinmiştik..
saks mavisi ışıkların oyunlarını izliyorduk
sahne diye, sahnenin perdeleri diye
parçalanmış camların, gönül kırıklarını
birlikte aralamıştık..
kan izlerini takip etmeye mecalimiz yokken
güvendiğim bir ikindi öncesinde
gücendim sana, toprağına, taşına..
gücendim kemençe yayına, bağlama payına.
gücendim sana su damlası...
bırak biraz, bırak biraz da dursun !
ruhuma sardı dermanım, sana olan derdim.
ağır tahrik altında çakan,
şimşek gibi çıktın karşıma.
göklerden dolu dolu yağan,
yumruk gibi indin göğsüme!
zora gelince pır pır kaçan,
her gül bahçesi, senin gibi kokmaz.
hasret bağında, gül dalında solmaz.
el koynunda gül, mis gibi yaşamaz.
kendini ziyan etme, güzel kızım !
doğrular tahtında dur, dur gül kızım !
esrâ'm ol, gülistânımda kaybetmişim kendimi
içtiğim şehâdet şerbeti midir? yoksa damla,
damla dudakları ıslatan âh bu âb-ı hâyat mı?
ey kul, bir nefes cânından ziyâde bir avuç duâ
yetmez mi sana, Râb kor eyledi kalbini, rûha !
zannı bir hôş, gâmı ayrılık kokusuna sinmiş,
büyük yalanları yüklediler tavuğa.
duvarlar yerine yüzümüze çarptılar!
yoldular, çok yordular, kıydılar ahmağa.
zahmet ettiler birader! hepsi sarktılar.
02.12.2021/14.20
ben yaşayamadım,
yaşamak istedim, ancak;
özlemeden..
hiç uyumadım !
uyuduğumu zannettiğimde
göz kapaklarımda büyüdü
gün ölmüş,
geceyi kundakta görünce garibim
doğduğuna inandığı kadar inanmış
öldüğüne de...
bize rap söyler hayat
gün ışığıyla ayna gibiydi seninle olanlar
seninle tüm yaşadıklarımız, her ne varsa!
tekrar tekrar aydınlanıyor ve yansıyorduk;
bir ara doğup, bir ara ölmek gibi mesela..
mesela sebepsiz sahip olmak, sebepsiz...
bir kuyunun içinde çırpınmak misali, sensiz !
sıra sıra dağlar da,
sular akar derinden.
gizli gizli toylar da,
bedel öder şerrinden.
düğün dernek olur da,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!