taşı sürttüm taşın üstüne de eridi;
büyüğünden bir hokka çıktı payıma,
küçüğünden de bir kalem ucu, dividime !
dahası, tozundan mürekkep oldu kapkara...
sonra, ya sonra olan sana, biten bana
hasret düştü gecemize, gündüzümüze..
adam seni asarlar
bunun hükmü kısastır
kırma kişinin kalbini
ödenmez ahın borcu diyetsiz
mağdurun tabi hakkıdır
geldim kasvetle, okka faldım.
döndüm hayretle, baka kaldım.
kalktım hiddetle, caka saldım.
coştum ümitle, aşka yaldım.
tuttum elimle, maya çaldım.
yeter, yeter diye söylenmek istiyorum
bin vakit geçsin üstünden, beklemeden..
geçer, geçer diye düşünmek istiyorum
bir an önce gitsin düşümden, dinlemeden!
canım benim, dargınım senin gibilere
gönül koyup, gönülsüz kaçıp gidenlere
Şimdi mazot kokusu var
O tarlalarda ve ekinlerde.
Geceden hazırlanan çıkınlar
Yerini terk etmiş fast food’a.
Kümeste tavuk kalmamış,
Ahırda ise inek!
Masal da anlatamıyordu nineler!
Doğrusu masal anlatacak
Torunları da yoktu yanlarında!
Çocuklar büyümüşlerdi!
Anne ve baba da iyice yaşlanmıştı.
Şehre göç etmişlerdi.
yüzümüze bakmaya kıyamadık.
kalbimizden şer ışığı yansımış !
fitne, fesat, hasete doyamadık.
yurdumuza el uşağı uğramış!
toprak bizim, yavşak çıkan da bizim.
dün dostumdun, canıma can dostum.
bugün kardeşim oldun, kan kardeşim..
yarın düşmanımsın, hiç tanımadığım !
birlikte adım attık, yarımdı boş gönüller
uykusuz onlarca gecenin sabahında,
salâ sesleri yankılanırken binalar arasından,
sessizliğin son demine, son bir nazar düş'tü!
en derinden gelen sâfi bir solukla koca çınar
of çekip sendeledi, döğe döğe kahra düş'tü!
omuzların üstünde dimdik duran bu baştan
ömre sâri sır kırıldı, cana kanan can düş'tü!
bugün
doğudan yükselen sabahın güneşinde
gökbörünün ışıltısı,
bozkurtların yalnızlığı doğdu
asyanın bozkırlarına..
batının karanlık gecelerine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!