yeter, yeter diye söylenmek istiyorum
bin vakit geçsin üstünden, beklemeden..
geçer, geçer diye düşünmek istiyorum
bir an önce gitsin düşümden, dinlemeden!
canım benim, dargınım senin gibilere
gönül koyup, gönülsüz kaçıp gidenlere
çok önceden kurumuş ağaçta, eğri bir dal
ardısıra dalına vefasız, kopmuş bir yaprak!
kahırlı anılarla yüklü yürek, aşıkken toprağa
yuvarlanıp gitti, savruldu azgın derin sularda..
öfkeli zihnimde, tutsak tuttuğum kelimeler
mahkûm dilimde ansızın, zehir saçıp döküldüler
yüzüm secdeye kapandığında
Rabbimizden istediğim ölçüde
var mıydın? bilemedim..
en azından, istemediğim kadar varsın!
gelmediğim kadar kızan
rüzgarın karıştırdığı romanda,
bir merak yapışmış ak yakamızda !
yazar belki elli küsûr yaşında,
vahı gitmiş, âhı kalmış dünyada!
intikam yazmış, darbe darbe ölüm.
mahzen merdivenlerinde alacalı soğuk
adeta bir bakışta tanır beni, eskisi gibi..
kimi zaman, bileklerimde kelepçe izleri!
birkaç parmak hissiyle dokunan vâhlar..
buğulu sözlerde, vakur nefes aydınlığından
ağır ağır çöker köşelerde, kapı ardındayım!
dostum dedi: uzak elde bir sultan.
yok mudur eli eteğinden tutan?
saltanat fani dünyanın nimeti;
üç kuruş versek, yok mudur hiç satan?
dostum dedim: aynı söyler hak deriz.
bilerek kanınca insan,
bulamaz sessiz bir liman !
sükûnet ehli olmak can,
evlâdır evlat, canandan !
sahte olunca sevgiler,
eli eline değmiş ak melekler.
mağrur dilinde dualar, dilekler.
sabrı gönlümüze de ihsan eyler,
O'ndan gelen haneme, ömrüme hoş;
evlat güzeli oğul, şerefle koş !
umut dolu bir aşk, sürrealist fırçalı asil sevda
Bandırmanın bitmeyen eşsiz rüzgarında
durmaksızın sürüklenen avuçlar dolusu dua..
ömür yolunda taş, kubbene miğfer gibi kurşun
yüreğime satır satır işlendi görkemli duruşun
iki hatır cümlesi, övgü dolu iki kelime (ki/mim)
gözlerin ihaleyi almış sanki,
fesat mı fesat goncagül kokuyor!
şartnamesi eksik şaşkınım bil ki,
yasak mı yasak dizlerim titriyor!
hani sermayemiz inançtı canım?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!