mavi göz bebeklerinin
ışıltısı yansırdı yüzüme,
utanır bakamazdım.
kol kola, çayda çırayla
nara niri, nara nara..
el vuruşup oynaşırken,
sandım ezelin ebede borcudur.
borcu olmasa da taşın harcıdır.
ebed ne, zaman banisi hancıdır.
çay ve dostun hatırası yolcudur.
bir yudum sen çek, bir yudum da hancı.
leylek gagasında uzaklardan taşındı.
ay ışığında nurtopu gibi bir evlat !
sanmıştık ki ömrümüze ömür katıldı.
boynumuza ip ne hacet, cellat bu cellat!
şarkılar söyledik, geldi beyliğin hanı.
zor haber beklercesine, bir azap.
tepeden tırnağa, kokuşmuş mirap.
kanında kaynıyor, bir kadeh şarap.
yardan da serden de, geçen geçene !
sorgusuz hesapsız, veledi zina.
güven vermiyorsa adalet,
var sen de dile Rabbimizden,
merhamet üzerine rahmet!
dava da yalan dolmuş,
dava, dava diyenler de.
kime gitsin hak sahibi
silüetimin gölgesi düşüyor,
vekilimin üstüne..
biliyorum ki,
ne sen bana yakınsın,
ne de ben sana uzak!
aynanın yanılgısındaki çatlak,
dağlar, kıraç tepeler ardından,
bir çoban, yürekli bir aslan..
onlarca meleyen sürünün içinden yürürdü.
abası yanığın dudağında, bir bozlak;
bağdaş kurmuş postuna, elleri nasırlı, hey !
ne'der?
önceden di herşey, çok önceden !
sokaklarda, meydanlarda yakılırdı ateşler;
kaldırım taşlarındaki taburelerde,
yelkenler biçilir, dikilirdi mehteranla !
pet şişedeki sudan alınan abdestler
yoksa, yoksa topraktan teyemmüm
aklın yorulduğu sahnede,
mimiklerin yansır zalime !
evvelâ nefret lütfet, garîb;
ülfet peşin sıra, pek harâb!
seher vakti, bir sefer mümbit,
marjinal pencerelerde,
dikenli bahçe çiçeğim.
sürreal aksak yollarda,
toza bulandı umutlarım.
bize ney lazım usta !
la majörde, hüseyni huzur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!