en iyisi ben,
tutkumu da alıp, uzaklara gideyim !
dedi anlatıcı;
tiyatro sahnesinin bir kenarına oturmuş
sanki, ondan başka bir bilen yokmuş gibi !
'ettiğin yanına kâr kalmaz' derdi zorlanınca
soysuz kanlı, kara yüzünde bir gülümsemeyle..
tabii olarak, insan biraz da edep arardı ya!
gerçi yanımızdan da geçmişti puşt, ara ara..
baktık! anlat kardeşim dedik, alaylı bir edayla!
tank paletlerinin tarumar ettiği,
kanlı vatan toprağına gömüldü şehidim !
top mermilerinin açtığı çukurları,
yine top mermilerinin savurduğu
kara toprakla kapattılar, dillerinde tekbirlerle!
ne mutlu ki, son seferinde de gülüyordu yüzü.
ey belimdeki soğuk sızı!
işaret parmağımdaki arsız kaşıntı..
hevesin hevesimdir, işlenmiş deli kurşun!
seni arka arkaya sürecek yiğitler, oğuzlar
sarma sarma saracak sarmal demirler
bir sinan'ın tutkusu mihrü mah aşkına
bir de tepsi gibi batan kan kırmızısı güneşin
doğuşuna şahidim pırıl pırıl kamerin !
arada dikkati celbediyor galata kulesinin
kız kulesine esas duruş selam çakışı..
şavkında oynaşan yakamoz şenliği,
ümmeti Muhammedin büyük cengi
Türk Milletinin kalp sancısı dindi
bir lider kalktı zihni fikri diri
ruhunda fetih, ufku Ayasofya!
hele yürü de ardın sıra coşsun
henüz güneş yeni battı,
karşı evin çatısından.
ayın ışıkları, gölgemi yansıttı
karşı evin duvarına.
güne nazaran, geceye rağmen
daha kısa kaldı saçlarımın boyu!
tutsak elllerinden bu akşam,
yavrucakların peşin sıra yürüsek.
golan tepelerinde üzüm suyu,
aksa'da şehadet şerbeti,
cennette Kevser şarabı yudumlasak !
yüreğimizden bir parça koparıp,
alacakaranlıkta çakmak gibi parladı
bir şimşek çaktı sanki, iki kaşın arasında.
ılgıt ılgıt esen güney denizi sersemliğinde
içinden çıkılmaz düşüncelere küstü, can !
oğul, senin de ömrüne sığmayacak
senin de ömrüne yığılacak, ayıplar var !
ay,
kara bulutların arkasına saklanacak ki
ışığıyla yeniden görüldüğünde
insanın içine neşe gibi doğsun!
firavun zulmedecek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!