hüzün mü bilemedim
dost
anlamı yok
sadece çaresizim
ve
dağların ardına kadar sessiz,
kafası olmayan ceset
kolları sallanıyor tezgahta
her uzvu teker teker parçalanıyor
paketlenip koyuluyor buzluğa
kan deryası parkeler
silinmeye çalışılıyor telaşla
Yaşıyorum, yaşamak buysa eğer!
Ücreti henüz ödenmemiş bir hayatı..
Bazı anlarda sınıfı kırmak misali,
Her saniye dip not düşmeye değer!
Parçalanmamış, bölünmemişti daha düşünce,
Gün;
güneş doğar, sabah olur!
Gün;
güneş batar, akşam olur!
Ne doğdun üzerimde,
göz kapaklarına düşen ağırlığı
daha fazla kaldıramayacaktı gözleri
birbirine kavuşmaya başladığı anda
bambaşka bir aleme adım atılacaktı
ısrarla dayanmaya çalışan gerçek boyut
sanal boyuttaki yolculuğa hazır değildi
Bakışlarınız;
Yeni bir aşka
davet ediyor beni..
Benim için yeni!
Biraz korkaksınız,
birazda çekingen..
Üzülmeye değer ya da
havaya girecek bir
durumum yoktu.
Hayvanlardan ayrılmamı
sağlayan ve Yüce Mevla’mın
Bugün yanında olmayan,
sadece ben değilim.
Ölümde şu an bizimle değil.
Ama olmayacak mı?
Ailelerimiz yarın
olacaklar mı?
karanlığa doğru üfledim nefesimi
duman, duman seni çektim içime
bir pişmanlık yaşadı yüreğim, bin pişman
şaşkın aklıma sarıldım görünmeden
bir kara sevda sardı ki gönlümü bilmeden
karanlık, hep karanlık
bir tarafta asılıyor aslına sadık hafız, ezan-ı muhammediyeye
bir tarafta yıkılıyor duvarlar, çalsın sazlar, vuralım dibine dibine
bedenim aklıma darbe indiriyor, çekiştiriyor, çektikçe nazlanıyor
kafese konulmuş muhabbet kuşu gibi, aynı sözleri tekrar ediyor
“karanlık ve daima karanlık..”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!