BERHEVA
Gidilen bir yerde değilim bulamazlar ki,
Noktanın içindeyim, gelemezler çok uzaktır.
rüzgarlar!
alın şu pervasızları,
şu mevsime saygısızları,
alın sürgüne götürün!
Eprimiş koca siyah paltosundan saatini düşürmüş şehir
Kimsenin yok saati hiçbir saat kimsenin değil
Bu şehri evlat edinmiş bir acayip yalnızlık
Her insan kendi saatinin peşinde
Bir saatim olsun yalnız benim olan rüyası dönen
belki bu mevsim geçer
bu sefil kalmış sürünen bulutları
çekip şenliğine sözümüzün ezberlenmiş
yağmurumuza katarız dünyayı tutup
ürkütülmüş ellerimizle yıkarız ağrıyı
kirli kanatlarını açıp güvercinlerin
yerime sere serpe dökülen yağmur
söz!
dillenen savruk ateş sen
sus!
yazdırılmış kül
dur!
tükenmiş gibi su bıçağın,
yağmurlar sinsi ve birden keskinleşen
çizik çizik ve bilenmiş gökyüzünden
toprak değil artık,
çelik kokusu ve lehim,
en son neresiydi?
sancısını kanatan düşleri var gecenin
kayıp gölgeleriyle ağlaşır yıldızları
mehtabının şarkısı yıkılırken denize
çığlıklaşan acının enkazında kalırım.
hicran safahatları yaşanırken ruhumun
yüzdüğüm karanlık nicedir bilmem
diplerin kaygısından çıkmışım yüze
delirmiş bir dağ gibi içten içe sessiz
yükseltmişim göğe kederin yüzüne
çınlayan kanı vurmuşum yanık yanık
bulutlar başımda sözünü taşırken aşkın
asıl ipe zangoç hayatıma
kulenin ihtiyar kuzgunlarını ürküt
kulenin ihtiyar kuzgunlarını uçur
onların da bir göğü kalmamış
kanatlarında ürküten körlüğün katranı
bildiğim tüm tekinlikleri örtüyor sesleri,
yokladım, evde yoktu gözlerin.
görülebilir şenliğinden kalanlar,
dipte sarkaç yığınları,
sefil guguk kuşları yoluk
mutlulukları çalmış bir saatten
arta kalan ve tutuklayan yokluk.




-
Efsa Esenler
Tüm Yorumlarmerhaba çağlar uzun zaman oldu güzel şiirlerini okumayalı bence antolojideki en iyi şaiir sensin.