Sen; “gittiğin kadar” edersin
Ve ettiğin kadar “değer”
***
Sana “gitme” demem ben
Deyince, “kalacağını” bilsem de
“Bir veda kadardır değerin”,
Belki başımı çarptım düşerken kim bilir! . Öylede olsa belleğim er geç hatırlar.
Derler ya; “Bayrak düştüğü yerden kalkar! .. “
Aslında hatırlamak mı evladır hatırlamamak mı, emin değilim, belki kırık bir hayat hikâyesidir geride kalan, belki bir “kahpe’nin” ayak izleri! ..
***
Lakin bilirim;
Kalem düşünce beyaz kâğıdın bağrına,
Bir günlük bahar gibi mevsimle oynaşırken
Gelip geçen yılları hesaba katmadın mı
Yaz yağmuru gibiydin veda edip giderken
O yaklaşan kışları hesaba katmadın mı
Hüzün tünellerin de zaman akşam olunca
Menşe-i bilinmez bizden sanırız
Türkçemin canına okur velhasıl
Aslında biz bizi iyi tanırız
Sırları gizem yaptı velhasıl
Azeri yabancı kafkas yabancı
İnce ince hesaplar riyaziye içinde
Yapılırken, dünyalık işte gördüm ahbabı
İkaz edip bunları birer birer seçinde
Ne tezgâhlar kurulmuş, yazın, kalem erbabı
Boş verin aşkı meşki, büyük oyun var oyun
Ben istesem bile veremezmişsin,
“Verme! ...”
Ben bir kez istedim başka dilenmem
“Umut” dediğin öylesine alıp verilen bir şey değil zaten
“Secde ettim” belki ama “gayrı eğilmem! ..”
***
Mutluluk yağacak sanki her yerden
Dünya da buluruz diyerek kandık
Anlamaz kulların aşktan sevgiden
Yarabbi bir sana aşığım artık
Nimetler bahşettin nankörlük ettik
Başını bir kaldır bak gök yüzüne
Bak neler gelecek gözün önüne
Hıçkırık karışıp rüzgar sesine
Bir kayıp zamana götürür seni
Bir damla göz yaşı armağan olur
Ben istedim vermedin! .. Oysa elin ne açık
Herkese dağıtmışsın sevginden bir parçacık
Bir parça da bana mı? .. Hayır hayır! .. İstemem
Bana öl de öleyim! .. Sevgini bölüşemem! ..
Bilmedin giderken ayrılık günah
Bağrıma açtığın yara çok derin
Öyle bir çıktı ki yüreğimden ah
Sevgilim yatacak yerin yok senin
Sana çok kırıldım dön diyemem ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!