Şeb-i yeldada nâgehan gördüm o nur suretini,
Bî-haber miydin ey yâr, yoksa sen de uyur muydun?
O meçhul servisin o dilsiz, o dar mahzeninde,
Sineden yükselen o sarsıntılı sükûtu gözetir miydin?
Bir yabancı avaz başladı aniden eş’arımı okumaya,
"Hacer" dedikçe unvan, cihana deşifre oldu canım.
Ben içimden "okuma" diye feryat ederken o zifiri yerde,
Söyle, senin mermer kalbinde sarsıldı mı tek bir anın?
Sordun mu hiç kendine, bu dilsiz şair neyler diye?
Bekledin mi o karne gününün hüzünlü bahçesinde?
Yüz günlük bir hicranın mermer sabrı göğsümde büyürken,
Hiç sızladı mı sîretin, o meçhulün gizli hecesinde?
Sen bilmezsin ey yâr, belki uykuda bile benden ıraktın,
Hangi rüzgâr attı seni, rüyamda bu dertli tene dokundun?
Sen hiç okumayacak olsan da bu mühürlü mektubu,
Söyle, neden dün gece karanlığıma şems-i mâh oldun?
Cevapsız suallerle mühürlendi bu dertli sîretim,
Sen duymasan da feryadımı, arşa ulaşır ulu niyetim.
Eylülün meçhul kapısı ufkunda dilsiz bir kabir gibi beklerken,
Bu dürüst şair Enes, rızaya baş eğip Hakka sığınır erkenden...
Kayıt Tarihi : 8.07.2026 22:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!