Islak papuçlarım vardı
Bir pirinç tarlasında
Ve duman tütüyordu
Vadide ki evde
Bu benim hayatımdı
Bulutlar geçiyordu
Kem sözlere inanma yoktur yalanım
Bütün varım senmişsin yoktur kalanım
Şu şehri İstanbul şahidim olsun
Gittiğin yollardan yoktur gelenim
Birazdan gün ağarır hazırmısın sen
Ruhum senin ışığını vermek istersen
Erguvana kesmiş şu şehri sevdiğim gibi
Beni bedenimle değil ruhumla sevsenİ
Mihraba sakladığın
Yalandan ürkme
Sonsuz mavideyim
Ruhunu çekme
Mihrap yıkıldığında
Uçtuk yıldıza
Bir güz sarısının/kızıla karışan koyuluğunda
Martı kanatlarının/geceyi kucaklayan
Çığlığıyla doluydu...
İlk sevdanın baharla soluklandığı şehir
Bugün görüş günüydü...
güneşimde şekillenecek
yakamoz denizlerinin sarı yaprakları yediveren gülleriyle
davetim olacak bir gece vakti anadolu bozkırlarına
gel diyeceğim
gelde gör
nasıl aslan kesilmiş içimdeki gelgitler
Gözlerinizde kendimi görürüm
Geçmişim ve geleceğim
Her uzun yolun sonunda yorgunluğum
İklimler boyu yanlızlığım
Tükeniverdi sizinle
Masum bakışlarınızda sevdam saklı
sabah o kadar yakın ki
gece hemen arkamda
ben baharı seçtin
hüzün gecede
ağla küçüğüm
bu senin matemin
içindeki fırtına dinsin
ağla küçüğüm
o gitti diye üzülme sakın
sen ölümüne sevgilere layıksın
Gelin diyorum size
Kol kola girmeye gelin
Omuz verin bize
Korkuyu yenmeye gelin
İçinizde varsa türkü
Yurduma vermeye gelin




-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
Tüm Yorumlarhocam siz bu şiiri yazarak bni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz bu şiiri yazarak beni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz beni ölümsüz bir öğrenci yaptınız çok teşekkür ederim :)