Dağları mavi, gökyüzü yeşil
Bulutları ışıl ışıl
Beyazlık akıyor bulutlardan
Çimenlerin üzerine
Ağaçların kollarını uzatmış
Köprü oluyor hikâye düzenine
Doğumumu ve kundaklığımı bilemem elbette
Çocuklukta vardı; çok çabuk büyümek heveste
Aşk acısı da mevcuttu; hayattaki serviste
Zaman ile koşar gideriz, elde var sıfır
Standart koyarız hayata, yükseltiriz çıtayı
Eşeğin işi anırmak ya
Söz oldu mu kulaklarını diker
Her ne kadar saman yese de
Her yükün altında biter
Derdi hep, babamız rahmetli
Yıllar sonra tekrar gelmiştim; eski mahalleye
Yine o sahilden yükselen sirenler ulaştı; kulaklarıma
Zamanı geride bırakıp, anıları çıkardığım dan beri ihaleye
Sanki buğulu camlarının izi duruyor; hala dudaklarımda
O sokağımıza vardığımda, içim birden 'cız' etti
Bir köşede alıcı bekleyen sevdama
Bir kampanya başlattım
Karınca küçüklüğünde
Onur büyüklüğünde
Dikkatli bakıldığında görünür
Görüldüğünde alınır ve uğrunda ölünür
En güzel isimler Allah'ındır
Sevilip de korkulandır
Müminlerin kalbine sığar
Azameti çok yüce olsa da
Ümmeti Muhammed’in dilindedir
La ilahe illallah kelimesi, her daim
Yer kabuğunun çakılı en doğal çivisi Everest
Bin dokuz yüz elli üç de yapıldı, ilk ciddi test
Himalayalar’ın omuzlarında dağlara çekiyor rest
Nefes almakta zorluk çektirir, çetindir Everest
Dağcının büyük tutkusu, dünyanın yüksek direği
Yakışıklı bir adamdı ve kendine güveniyordu
Televizyonda ki evlenme programına imreniyordu
Verdi kararını aniden, bir telefon etti
Programa çıkmak için, bu hamle ona yetti
Atladı arabasına bir çabukta oraya gitti
Babası gibi Derviş Mehmet Zilli idi; asıl künyesi
Dünyayı dolaşmaya odaklıydı; sürekli bünyesi
Medrese okudu; tezhip, hat, musiki ve nakış
Seyahat gözlüğüyle inceledi, her nazarı bakış
Ne tarafa çevirsem başımı
Her yerde sen varsın
Gökyüzüne kaldırsam bakışımı
Her yıldızda sen varsın
Yediğim her aşım da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!