Hep duvarda sırtım
hep dip masalardayım
nerede olursam olayım
bir kahvehane bir lokanta
bir çay bahçesinde
hep arkamı kollarım
bıkkın
yoruldum
yaşar gibi yapmaktan
her gün aynı rolü oynamaktan
sonu gelmeyen
Seni görmek ne kadar güzeldi
yan yana oturduk
bedenlerimiz ilk defa birbirine değdi
bu sıcaklığını ilk hissedişimdi
hiç konuşmadık sustuk kaldık öylece
gözlerimiz meraktan ölüyordu bakıyorduk işte
Bıraktım her şeyi karanlığın ötesinde
bundan böyle hükümsüz bir hayatın içindeyim
değersiz hayallerle kuşatılmış her yanım
ruhum zorla söndürülmüş bir ışık
önümde suskun yalnızlık
biraz daha aydınlık
biraz daha güneş
biraz daha mavi gök
yırtılan gece
bir bardak bira bir sigara
bir birahane önündeyim sanki bar gibi
şeytan da az değil ha dürtüp duruyor
çok şirin geldi ne yalan söyleyeyim
birden canım çekti iştahım yükseldi
Yiğit yüreğimin içinden
bir cesur sevdaya dair
yasaksız şiirlere düşürdüm de adını
sorgusuz sualsiz hükümler giydim
savcım sen oldun yargıcım sen
mahpuslarına düştüm
uyku
yaşadığım bu ülke
yaşadığım bu günler
bir dejavu sanki bitmek bilmeyen
onca yıldır uyanamadığım
bir düş gibi
bazen bir düş gibi akar akşamlar
hani dünya dursa fark etmezsin
güneşin kabuğuna çekildiğini
yüreğin aydınlıktır gün kadar
Bir gece vakti içimizde sönmez bir ateş
yürüdük varoşların o umarsız sessizliğinde
arkamızda karanlığın kör olası gözleri
eller tetikte kulaklar kirişte
günlerden son aylardan nisan
neler bekler hayattan insan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!