Acımasız bir zalimin eteklerindeyim
alışamadığım yasaklı günler içinde
Corona korkusunun çaresiz esiriyim
gelip gidiyor düşlerim yarım uykularda
kaç zamandır dışarıları özlüyorum
unuttum sokakların çekici gürültüsünü
Üstümüze sessizce düşüyor karanlık
yeni başlayan bir akşam yerini alıyor
içimde gündüz düşlerinin hükmü
güneş terk eder ya mavi gökyüzünü
hiç düşünmem unuturum geçen günü
bir başıma otururum bu yol kenarında
Bilindik yeni bir lodos zamanı başlarken
deniz yavaşça bir fırtınaya kıpırdanıyordu
hayallerim sahipsiz bir ıslığa benziyordu
sessiz yorgundu adımlarım
yürümekle düşünmek arasında
kaldırımlara sığmıyordu gözlerim
Sevda denilen bir şey varsa
sevmek diye bir şey varsa
varsa aşık olmak diye bir şey
bil ki bu yorgun yüreğimin içindedir
çoğalıp durur kendince sana
Zaman pek yavaş akmakta
nicedir
gün doğumu
gün batımı
bu sözcükler anlamını yitirdi artık
uzakta, oldukça uzakta
aldanma
o ilk görüş
o ılıklığın içe akışı
nabzın hızlanması
dudakların kuruması
soğuk bir kış akşamı Sarayburnu’nda
nefesimizde alkol kokusu
içimizde korkusuz bir sevda
ve deli dolu umursamazlık
az önce kör Agop’un orada
vurduk rakı şişesini dibinden
Şimdi gökyüzü alev alev
yanıp tutuşmada yıldızlar
çiçekler kor kırmızı
ellerim kollarım yok
gözlerim rehin yangınlarda
vur gitsin kendini
Sevmiyor bizi zaman kendince akıp gidiyor
durmadan izlerimizi siliyor dört dönen bu dünyadan
hayat şimdi nazlı bir çiçek yüreğimiz eski bir bahçe
doğduk yaşıyoruz işte gitti giden günler
sorma kendine ne kadar çok mu mutlu oldum
düşünme artık çok mu güzel yaşadım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!