II
(kaşlar toz rengi omuzlarını silkti
ve soludu kırağı kristallerini aynaların salonunda:
aynalar ve damlayan sular sonsuzluğun dumanı gibi
III
kimdir hâlâ ricacı olan eli fırıldaklı avareye
kimsenin kazazede olmadığı suları sallayan seslere
kimdir sabah akşam suları ovalayan
IV
sırtlarını döner aynalar ve toz kaldırır ışık
talihin at nalı şakırdayıp gider gelinciğin uykusu altında
yaşlanır hakikat ve bakar kendi iskambil falına
IX
fakat önce bir açlık kulesi merhametlice çökmeli
ve uzaklardan aydınlatmalı kaçağın zayıflığını
ıstırabın düşen damlalarını öğreten gözlerinin dilimleri
V
boğanların merdiveninde başı dönerek titrer el
tamahkâr gözyaşları hışırdar bülbülün boş kafesinde
VI
sırdaşından kaçmak için boğuşur maske
ve dinlenmek için kukla
mikroskop altında terk eder yerini hastalık
VII
yaşayan ölülerle ölümün yaşayan arzuları arasındaki
sınırı silen bu sessizlikte burada
iki yarım birleşir çifte körlükte
VIII
yorgun ağaç kurtaramaz kandan kendini
ve çaresizlik kaldıramaz onun dallarını
sahte yalınlık söyleyemez gerçeği
X
nefretin siyah mıknatısı soğurdu içine kaçışımızı
ve ıstırap kapatır çanağını ve dilenmez artık
hastalığın işine bakmasına yargılı
XI
ve yeryüzünün baharında sadece daha derine batarım
ki büyür ağzımda ellerimde gırtlağım
vadideki alacakaranlık hızlandırırken adımlarını




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla