Martıların fırtına dansı, fokların havlama oyunu,
Üstünde ve altında okyanusun...
Tanrısal gereksiz güzellik
Hükmeder oyunlara, belirler yazgıları, büyütür ağaçları
Ve yükseltir kuleleri, düşürür dalgaları.
Sevincin harika güzelliği
Tarih Hakkında
I
Mart’ta bir gün indim denize ve kulak kabarttım.
Buzlar gökyüzü kadar maviydi. Parçalanıyordu güneş altında.
Buzla kaplanışın altında güneş de bir mikrofonla fısıldıyordu.
Kötücül yıl, sıçanın yılı, pis yıl!
Yüksek ve metaliktir senin çizgin
okyanusun ve havanın kıyıları
boyunca, fırtına ve heyecandan
çelik bir tele benzeyen.
ah ışık-taşıyıcılar (ah böyle bir ışık hâlesi
bağışlasın beni)
ah ışık-taşıyanlar ışığı-alanlar!
tarlada
akıllı bir başvuru gibi
ışık saçan
Tanrım, geçip giden hoş şeylere baktığımda,
Yaşlı ağaçların altında taze yaprakların gölgesi
Dans eder çimende dolanan rüzgârı ya da Ağustos demetlerindeki
Ağustos güneşinin altın sessizliğini hoşnut etmek için.
Bundan daha mutlu bir dünya olduğuna inanabilir miyim ki?
Ve varsa eğer
Fırlattığımız taşların düştüğünü
duyarım, yılların arasından cam berraklığında. Vadide
uçar ânın şaşkın
eylemleri ve bağırır
bir ağaç tepesinden bir ağaç tepesine, susar
şu ândan daha ağır bir havada, kayar
Bazen görürsün
taşlardaki
bir devinimi,
dilsiz,
konuşan gene de:
sendin bu,
Taşlar içindeki taşta, insan, neredeydi?
Havaların havası içinde, insan, neredeydi?
Zamanların içindeki zamanda, insan, neredeydi?
Sen miydin tamamlanmamış insanın o küçük dilsizi
ki caddelerde ve eski izler üstünde yürüyen
o ruhsuz kartalın geçerek ölü sonbaharın
İnsanların onarıldığı bir şehirdi bu.
Büyük bir örste uzanmıştım.
Yassı mavi gök çemberleri
Uçtu bir bebeğin şapkası misali
Düştüğüm zaman ışıktan dışarı. Girdim




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla