Asmaların duvarlara kırmızısını yapıştırdığı
Batı kapısına git, Luke Havergal,
Ve alacakaranlıkta bekle gelecek olanı.
Yapraklar fısıldayacak onu ve başka şeyleri,
Uçan sözcükler gibi düşercesine çarpacaklar sana,
Fakat git oraya ve kulak verirsen çağırır seni.
Lyonnesse
Islık çalmanın faydası yok Lyonnesse için!
Deniz soğuğu, deniz soğuğudur kesin olan.
Bak şu beyazlığa, alnındaki o yüksek buzdağına! –
Nereliyim ben, hangi cehennemden geliyorum,
bugün ne günlerden, ne olup ne bitiyor,
ara sıra soruyorum kendime, uykunun ortasında,
kuru ot, ağaçta, gecede,
ve bir dalga, dünyaya yeni bir gün, kaplanburunlu
bir şimşek getiren bir gözkapağı gibi yükseliyor.
Küba’da Machado işletiyordu adasını
makinelerle, ABD’nde yaratılmış
ithal eziyetlerle,
makineli tüfekler ıslık çaldı,
Küba’nın çiçek ihtişamını süpürdü
ve yitti denizin nektarı,
Porselende Luini!
Kuyruklu piyano dile getirir
Berrak sesli sopranoyla
Zındık bir protestoyu.
Pürüzsüz baş ortaya çıkar
Madalyon
Portakal ağacı kabuğuyla süslenmiş
Yıldızlı ve aylı kapının yanında
O bronz yılan yatıyor güneşte
Şaşırırsınız seksenindeki yaşlı bir adamın
Size dizeler yazmayı sürdürmesine…
Çimen görünür kar altından,
Kuşlar şakır yılın sonlarında!
Yalnız ve ağırbaşlı Madrid, Temmuz yoksul bal peteği
sevincinde bastırdı seni apansız: ışıklıydı cadden,
ışıklıydı düşün.
Generallerden siyah bir geğirti,
hiddetli papaz cüppelerinden bir dalga
boşalttı dizlerinin arasında
Bu zamanda anımsarım her şeyi ve herkesi,
bütün liflerimle bu
derin bölgede – ses ve tüy – gibi
yavaşça vurarak bulunur uzağında bu toprağın,
fakat gene de toprakta. Yeni bir kış
başlıyor bugün.
Madrigal
Nadiren gittiğim karanlık bir orman miras kaldı bana. Fakat gün gelecek ölüler ve canlılar yer değiştirecek. O vakit harekete geçecek orman. Umutsuz değiliz. En ciddi suçlar, pek çok polisin çabalarına rağmen açıklığa kavuşturulamayacak. Aynı şekilde, hayatımızda bir yerde açıklığa kavuşturulamayacak büyük bir aşk var. Karanlık bir orman miras kaldı bana, ama bugün aydınlık olan başka bir ormanda yürürüm. Şakıyan, değirmi bir şekilde kımıldayan, ileri geri giden ve sürünen bütün canlılar! İlkbahardır ve hava çok kuvvetlidir. Unutuş Üniversitesi’nden mezunum ve çamaşır ipindeki gömlek kadar boştur elim.
[“YAŞAYANLAR VE ÖLÜLER İÇİN”den (1989)]




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla