Yeniden selâmlayacağım güneşi
bende akan su çağıltısını
düşüncelerim olan bulutları
benimle birlikte kurak mevsimlerin
acı dolu gelişimini yaşayan kavakları
ve bana tarlaların gece kokusunu
O ev köpükten borunun içinde uzaklık,
törensi dalgalardaki tuz ve bazı belirli kurallara göre,
ve bir koku, eski gemiden bir gürültü,
çürümüş tahtalardan ve paslanmış demirden
ve uluyan ve ağlayan yorgun makinelerden,
çarpıyor pruvaya, çiğniyor geminin böğrünü,
Yüksekteki pencerede ay var. Geçip gitti şimdi.
Nasıl da doldurur ruhumu kış! Ve bu tebeşir beyazı ışık
Serer pullarını pencerelere, boş ofislerin pencerelerine,
Boş sınıfların, boş kiliselerin. Ah nasıl da çok boşluk var!
Ve bu bitiş var. Her şeyin korkunç bitişidir bu.
Şimdi etrafımda yığılmış bu bedenler, bu kutup uykucuları –
Yükselmek için göğe
gereksindiğin
iki kanat,
bir keman,
ve bir çok şeydir,
sayılamaz onca şeydir, adsız şeyler,
(Bu zamanda akıyor
şimdi Yunan kanı) . Tekrar uyanıyorlar
dağların yücelerinde.
Bir yalnız çaydır
tozla taşların arasında:
Yüreğim için yeterli olan göğsünde senin,
özgürlüğün için yeterli olan kanatlarımda benim.
Ağzımdan yükselecek göğe
senin ruhunda uyuklayan.
Sende bulunmaktır her günün yanılsaması.
Ben kimim ki sizleri ayıplayayım? Ey Zenginler,
Tıpkı sizlerin faydasız zenginlikle acılandığı gibi
Acılanmışım yoksullukla ben.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Yemek yiyordu Alman savaş esirleri Teksas’da bir trende
Yan yana oturmuşlardı beyaz Amerikan askerleriyle birlikte,
Otururken siyah Amerikan askerleri ayrı yerlerde,
Beyaz adamlar et yiyordu, siyah adamlarsa ciğer.
Şimdi, bir asır önceki öbür savaşı düşünürsek eğer,
Yaşayan Kuzey değil fakat ölü Güney’dir muzaffer,
Yüreğimin yüreği, giyinmiş kuşanmış, gidiyor kiliseye.
Önüne çıktım ve dedim ki: “Tanrı aşkına, boşunadır duaların
Eğer reddedersen beni! Senin yerine ben gideyim kiliseye,
Dualar edeyim bağrını bağrıma bastırayım diye.
Memelerin sofu ilahilerdir! Meme uçların en saf buhur!
Yalnızca bir kez sarılsaydık, bütün diğer istekleri unuturdum.
en berbat anlarımda
parktaki banklarda
mahpushanelerde
ya da yaşarken
fahişelerle
hep bu memnuniyeti




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla