XXXIII
içimizdeki görünmez kırıp döker tüm uzayları
ve ölçülebilir hiçliğe ulaşır bütün yarış parkurları
ve saniyeler taşlaşır ve perspektifler zalimlik
XXXIV
korallerin katı ağzı ve canı gönülden ayrılık arasında
her şeyi pusla sarmalayan canilerin nefes alışları arasında
kırbaçlanarak öldürüleninkine göre daha katı bakıncaya dek
XXXIX
tutarlılığın armağanını her daim geri çekilip dilenen sen değilsin
yüreğin karanlık gezegeni olan çember pistinde koştuğunda keman
ki döner bize çehresini gümüşlenmiş renk tonuyla
XXXV
ölümün tünellerinden geçtikten sonra zamanıydı
umudun bizi yeni bir umutsuzluğa sürmesinin
hissettik bir makinenin yağlı havasından nasıl geçtiğimizi
XXXVI
yanar şarkı ve ben silip kurularım alındaki kırmızı ışıltıyı
umut parçalanır ve düşer denize yanlış tarihlenmiş kulelerden
benim tek kaderim özler yıldızını
XXXVII
kendi ağımızda nefes nefeseyken patlıyor acizliğimiz
ve tüketen aşığın kendi kendisine duyduğu nefret
bir uçurum kılığındaki kaderimiz doğrulur
XXXVIII
labirentteki maralın tırnağı hakkındaki hatırayı düşlerim
hayatını kurtarana aldırmazın söylediği söz gibi
aynaları ve sonsuzluk dumanı misali akan suları düşlerim
Yorumlu Portre
İşte tanıdığım bir adamın portresi.
Oturuyor adam masada yayarak gazeteyi.
Gözlüklerinin ardında devriliyor gözleri aşağı doğru.
Yıkanmış kıyafetleri çam ormanının parlaklığıyla.
Ysolt’a Methiye
Gönlüme eğilmeyi öğretmek için,
boş yere çabalayıp durdum;
“Senden büyük nice şarkıcılar var” diye
ona boş yere söylemiş oldum.
Kont Villamediana’ya adanmıştır
Toprak ıslak gözkapaklarıyla doluyken
küle dönüşür ve katılaşır, kalburlanmış hava,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla